Enflasyonda hikaye değişti
Yılın son çeyreğine giriyoruz. Gündeme her gün olumsuz bir haber akışı daha ekleniyor. Bu yıla girerken küresel ekonominin ana hikâyesi dezenflasyon ve faiz indirimleriydi. Eylül ayını geride bırakırken tablo oldukça farklı. Fed eylül toplantısında politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 3,75- 4,00 aralığına yükseltti. Avrupa Merkez Bankası da aynı ay 25 baz puanlık artış yaptı. Uzun yıllar negatif ya da sıfıra yakın faiz politikasıyla özdeşleşen Japonya da politika faizini yüzde 1’den yüzde 1,25’e çıkararak 31 yılın en yüksek seviyesine taşıdı.
Geçtiğimiz günlerde yayımlanan OECD Ekonomik Görünüm Ara Raporu da tam olarak bu değişime dikkat çekiyor. Rapor, küresel ekonominin peş peşe gelen şoklara karşı beklenenden daha dirençli kalmayı başardığını, ancak büyüme hızının yavaşladığını da vurguluyor. OECD, küresel büyümenin 2026’da yüzde 2,9, 2027’de ise yüzde 3,0 olmasını bekliyor. Asıl dikkat çekici nokta, büyümedeki bu yavaşlamaya rağmen enflasyonun yeniden yükselmesi. G20 ülkelerinde ortalama enflasyonun 2025’teki yüzde 3,4 seviyesinden 2026’da yüzde 4,1’e, gelişmiş G20 ülkelerinde ise yüzde 2,5’ten yüzde 3,2’ye çıkacağı öngörülüyor.
Enflasyon dört kanaldan geliyor . . .
İlki elbette enerji kanalı. Orta Doğu’daki savaş petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki dalgalanmaları tetiklerken, üretim ve taşımacılıktaki aksamalar da maliyetleri artırıyor. OECD’nin eylül tahminlerinde Brent petrolün yılın son çeyreğinde ortalama 105 dolar/varil olacağı varsayımı yer alıyor.
Rapora........
