menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sanayimizin “varlık ve yokluk” meselesi

15 0
05.03.2026

Ekonomi yönetimi daha 2026 yılına gir­meden, yılın ilk iki ayında enflasyonun beklenenin üstünde gerçekleşeceğini söyle­mişti. Bu öngörü uyarınca Ocak ayında %4,84, Şubat ayında da %2,96’lık enflasyonun ger­çekleşmiş olduğu görüldü.

Ancak TCMB’nin 2026 yılı için belirledi­ği ’lık beklentiyi dikkate alırsak, daha 2026 yılının ilk iki ayında bu beklentinin ya­rısı gerçekleşmiş oldu. Bu hedefe ulaşabilmek için aylık ortalama enflasyonun kalan on ay­da %1’in çok altında çıkması gerekiyor. Bunun gerçekçi bir beklenti olup olmadığına okuyu­cu karar verebilir.

Ancak bu kararı verirken şu gerçeği de göz önünde bulundurmakta yarar var. Malum ol­duğu üzere Türkiye ekonomisinin jeopolitik konumu ve siyasi yapısının kırılganlığı dü­şünüldüğünde şoklara son derecede açık bir ekonomi. Baksanıza; geçen yıl olduğu gibi bu yılda ekonomi önemli bir dışsal şoka maruz kaldı. Elbette bu şokun Türkiye ve dünya eko­nomilerine bariz etkileri olacaktır. Özellik­le enerji fiyatlarında daha önce öngörüleme­yen artışların bahanesi oldu bu şoklar. Bunun Türkiye ekonomisindeki birçok mal grubun­daki fiyat artışları tetiklemesi beklenir. Do­layısıyla bu sene enflasyonun  civarında olacağını beklemek çok mümkün değil.

Şoklar altında yeni mücadele yönetimine ihtiyaç var

Geçen sene 19 Mart benzer bir şok etkisi yaratmış ve ekonomi yönetiminin enflasyon­la mücadelesine ağır bir darbe........

© Dünya