menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bayram, geçmiş, gelecek ve yapay zekâ

19 0
24.03.2026

Bayramlar, geçmiş ile geleceğin aynı sofrada buluştuğu özel zamanlardır. Bir tarafta büyükler, diğer tarafta çocuk­lar ve gençler vardır. Böyle anlarda sade­ce ziyaret yapılmaz; kuşaklar arasında bir bilgi ve tecrübe akışı kurulur. Büyükler geçmişin derslerini taşır, gençler gelece­ğin işaretlerini getirir. Bayramın değeri de tam burada ortaya çıkar.

Bu yüzden bayram, biraz da muhasebe zamanıdır. İnsana “Nereden geldik, nere­ye gidiyoruz?” sorusunu yeniden sordu­rur. İnsan hem geçmişini tartar hem de geleceğe dair bir çerçeve kurar. Ama bü­tün bu düşüncenin dönüp dolaşıp gelmesi gereken yer bugündür. Çünkü asıl mesele, bugünü ıskalamadan yaşayabilmektir.

Geçmişe yaslanmak yetmiyor

Meslek hayatımda 26 yılı geride bıra­kıyorum. Bundan 30-40 yıl önce insanlar bu yaşlarda emekli olurdu. Bugün ise ya­şam süresi uzuyor, meslekler dönüşüyor, iş dünyası yeniden tarif ediliyor. Böyle bir çağda geçmiş deneyim kıymetlidir; ancak tek başına yeterli değildir. Asıl mesele, öğ­renme kapasitesini canlı tutabilmektir.

Ben de yıllar içinde değişen dünyayı uzaktan izlememeye çalıştım. 1990’larda internet yükselirken yazılımı ve web alt­yapısını anlamaya gayret ettim. 2000’ler­de web tabanlı dönüşümü yakalamaya ça­lıştım. 2010’larda ise ortaklarımla birlik­te GRC alanında hem on-premise hem de SaaS yazılımlar geliştirdik. Aynı dönem­de inovasyon, çeviklik, yalın girişim, veri analitiği ve dijital dönüşüm gibi başlıkla­rı mesleki pratiğimin parçası haline getir­meye çabaladım.

Oyunun kenarında kalınmaz

Bugün 49 yaşındayım. Son dönemde LLM’ler, agentic AI iş akışları ve vibe co­ding gibi alanlarla yakından ilgileniyo­rum. Her gün bu konulara zaman ayırıyor, hatta yapay zekâ ile basit uygulamalar ge­liştiriyorum. Çünkü iş dünyasının gelece­ğinde yalnızca yapay zekâ değil, onun yö­netişimi ve stratejik kullanımı da var.

Dahası, dönüşüm sadece teknoloji kat­manında yaşanmıyor. Stratejiden iş mo­deline, kabiliyetlerden operasyon mode­line kadar her alan değişiyor. Şirketler­le çalışan herkesin bu dönüşümün içinde kalması gerekiyor. Oyunun kenarında durarak merkeze dair söz üretmek artık mümkün değil.

Gençler için gerçek fırsat

Burada özellikle gençlere açık bir çağ­rı yapmak isterim. Sosyal medyada tüke­tilen zamanın bir bölümünü bu alanlara ayırın. Günde iki-üç saatlik düzenli emek, bir-iki yıl içinde ciddi bir yetkinlik oluştu­rabilir. Üstelik bu yeni dünya yalnızca ya­zılımcıların alanı değil. İçerik üretimin­den modellemeye, araştırmadan otomas­yona kadar geniş bir oyun alanı açılıyor.

Yakın gelecekte bu araçların kullanı­mı evde ışığı açmak kadar kolay hale gele­cek. Kod bilmeyen insanlar da uygulama geliştirecek, iş akışları kuracak, otomas­yon tasarlayacak. İşte tam bu noktada tek­nik bilgi kadar düşünme kalitesi önem ka­zanacak. Doğru soruyu sormak, problemi çerçevelemek, yaratıcı fikir üretmek, stra­teji geliştirmek ve eleştirel düşünebilmek asıl ayırıcı unsur olacak.

Geleceği kimler kazanacak

Önümüzdeki dönemin gerçek rekabet alanı teknolojiye erişim değil, düşünme kapasitesi olacak. Çünkü benzer araçlara birçok kişi ulaşabilecek; fakat herkes aynı derinlikte muhakeme üretemeyecek. Far­kı yaratacak olan şey, yaratıcılık ve doğru bağlam inşa etme becerisi olacak.

Ama burada önemli bir uyarı var. Dü­şünmeyi tamamen yapay zekâya devre­denler, zamanla kendi zihinsel kaslarını zayıflatacak. Oysa düşünme becerisi yal­nızca ekran başında gelişmez. Doğada, sa­natta, edebiyatta, müzikte, sohbette, yazı­da ve hayatın kendisinde gelişir. Bu yüz­den geleceğin kazananları, yapay zekâyı kullananlar değil; ona yön verebilenler arasından çıkacak. Bayramların bize ye­niden hatırlatması gereken şey de bence budur: Geçmişten ders al, geleceğe hazır­lan ama bugünü ıskalama. Zor iş, ama ge­reken bu.


© Dünya