Tarımın yeni para birimi: Su
Bugün hâlâ tarım arazisinin değerini çoğunlukla dönüm fiyatıyla ölçüyoruz. Oysa yarının tarımında bir arazinin gerçek değerini belki de şu belirleyecek: Bir metreküp suyla ne kadar gıda üretebildiği, ne kadar gelir yaratabildiği ve ne kadar ihracat yapabildiği. Az suyla üretilen, yüksek değer yaratan ve dünyada karşılığı olan ürün olacak.
Tarım dünyasında büyük bir değişim yaşanıyor. Bu değişim tarlada, serada ya da fabrikada başlamıyor. Önce hesap kitapta başlıyor. Eskiden tarım politikalarının temel sorusu şuydu: Ne kadar üretebiliriz? Sonra bu soruya bir yenisi eklendi: Ne kadar satabiliriz?
Şimdi ise dünyanın önündeki soru giderek değişiyor: Bunu ne kadar suyla üretebiliriz? Bence önümüzdeki 20 yılın tarım politikalarını belirleyecek en önemli sorulardan biri bu olacak. Çünkü su artık yalnızca çevre politikalarının konusu değil. Su; gıda güvenliği, enerji, sanayi, ticaret, ihracat ve hatta ülkelerin ekonomik güvenliğiyle doğrudan bağlantılı hale geliyor. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, 16 Eylül'deki 2026 Avrupa Birliği'nin Durumu konuşmasında iklim değişikliğinin etkilerine karşı yeni adımlar açıklarken Avrupa çapında yeni bir Su Girişimi hazırlanacağını duyurdu.
Su meselesi artık Avrupa'nın ekonomik ve iklim politikasının önemli başlıklarından biri haline geliyor. Bu gelişme Türkiye açısından özellikle önemli. Çünkü biz Akdeniz kuşağında yaşayan, tarımsal üretimin önemli bölümünü sulamaya ihtiyaç duyan ve aynı zamanda dünyanın önemli tarım ihracatçıları arasında yer alan bir ülkeyiz. Üstelik su konusunda önümüzde yalnızca bugünün değil, geleceğin problemi var.
Su, tarlanın görünmeyen maliyetidir
Bir ürünü satın alırken kilogram fiyatını biliyoruz. Ancak o ürünün üretiminde kullanılan suyun maliyetini çoğu zaman bilmiyoruz. Bir kilogram ürünün arkasında kaç litre su var? Bir ton ürün üretmek için kaç metreküp su kullanıldı? O suyun yerine konulması mümkün mü? Ürün ihraç edildiğinde yalnızca ürünü mü ihraç ediyoruz, yoksa onunla birlikte kullandığımız suyu da mı gönderiyoruz? İşte burada sanal su kavramı önem kazanıyor. Türkiye'nin tarım ihracatını bundan sonra yalnızca dolar veya ton üzerinden değil, birim su başına yaratılan ekonomik değer üzerinden de konuşması gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü bir ülke için asıl başarı daha fazla su kullanarak daha fazla ürün üretmek değil; mevcut suyla daha yüksek ekonomik ve sosyal değer yaratabilmektir. Bu bakış açısı Türkiye'nin tarım politikasını baştan aşağı değiştirebilir. Avrupa'nın tarım ticaretine baktığımızda da önemli bir başka değişim görüyoruz. AB'nin 2026'nın ilk altı ayındaki tarımsal gıda ticaret fazlası 20 milyar euronun üstünde. AB'nin aynı dönemde tarımsal gıda ihracatı 110 milyar euro civarında olarak gerçekleşti. Fakat bu tablonun içinde dikkat çekici bir ayrıntı var: AB'nin ihracat değerindeki gerilemede kakao ürünleri, domuz eti ve zeytinyağı gibi ürünlerdeki düşüşlerin etkisi........
