menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Özgürlükçü siyasi düşünce geleneği

14 0
30.08.2026

Geçen yüzyılın son çeyreğinde siyasette gerek doktrin gerekse kamu politikası düzeyinde küresel çapta önemli bir değişim gerçekleşti. Bu değişimi sembolize eden ve 1974 yılında gerçekleşen iki önemli olay var. İlki Friedrich A. Hayek’in iktisatta Nobel Ödülünü kazanması, ikincisi ise kitabına ‘’bireylerin hakları vardır’’ önermesiyle başlayan Robert Nozick’in Anarşi, Devlet ve Ütopya adlı eseriyle akademik liberteryenizmde yaptığı büyük çıkıştır.

Görünüşe göre bu iki olay devletçi-kolektivist siyaset ve iktisat anlayışında büyük bir gedik açacaktı. Nitekim başlangıçta 2. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa kamu siyasetinde hâkim hale gelmiş olan “sosyal demokrat konsensüs” gerilemeye, buna karşılık liberal fikirler ve piyasacı eğilimler yükselmeye başladı. Ayrıca, 1989-91’de totaliter-sosyalist Sovyet sisteminin ve uydularının çökmesi de ilk başta dünyadaki liberalleşme yönündeki eğilimi güçlendirir gibi oldu.

Ne var ki, zamanla kolektivist düşünce ve özlemler yeniden itibar kazanmaya başladı ve gitgide güç kazandı. O kadar ki, Hayek’in Nobel İktisat Ödülü’nü kazanmasından yarım yüzyıl sonra, çökmüş veya iflas etmiş sanılan sosyalist fikirler bugün yeniden -ABD’de bile- popüler hale gelmiş bulunuyor.

Ama öte yandan, “sosyalizmin çökmesi” kolektivist akımların siyaset sahnesinden tamamen çekilmesiyle sonuçlanmadıysa da, hem özgürlükçü düşüncenin felsefî-teorik düzeyde gelişmesini, hem de kamu politikası alanında çalışan liberal düşünce kuruluşlarının yaygınlaşmasını teşvik etti. Bu ortamda çoğu akademide olan yeni özgürlük düşünürleri yetişti veya var olanlar daha fazla bilinir hale geldiler.  

Yirminci........

© Diyalog Gazetesi