menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Medyanın susturulmasının siyasî anlamı

13 0
18.10.2026

Bugün AKP-MHP partizanı olmayan aklı başındaki herkesin farkında olduğu gibi, on yıldan fazla bir süredir önce AKP hükümetleri 2018’den itibaren de AKP-MHP koalisyonu gitgide artan bir yoğunlukla Türkiye’de demokrasinin temellerini yıkmaya çalışmaktadırlar.

Bugüne kadar, bu iktidar tarafından yurttaşların temel haklarının, hukukun ve hukuk fikrinin (dolayısıyla ‘’hukukun üstünlüğü’’nün),yargının bağımsızlık ve tarafsızlığının, demokratik rekabetin ve rejimin denge-denetim mekanizmalarının alabildiğine tahrip edildiğine şahit olduk. Bütün bunlara, gerek yargısal gerekse siyasî yoldan adaletin yok edilmesi, bu arada iktidarı eleştirenlere ve/veya iktidar muhaliflerine karşı yaygın ve kararlı bir baskı, hatta zulüm politikası eşlik etti. AKP-MHP’nin bu son ’’icraatı’’nın en göze batan uç örneği, ana muhalefetin ortadan kaldırılmasını amaçlayan ve halen devam etmekte olan uzun bir yargısal görünümlü siyasî operasyonlar zinciridir.

AKP-MHP iktidarının ‘’günah galerisi’’ elbette bunlarla bitmiyor. Son olarak, hükümete muhalif yayınlar yapan Halk TV’ye kayyım atanması ve yayınının susturulması zaten yıkılmış olan ‘’demokrasi’’nin yeniden ayağa kalkması ihtimalini de neredeyse tamamen ortadan kaldırmıştır. Öyledir, çünkü hükümetin kontrolü altında olmayan bir medya organının artık  neredeyse kalmadığı........

© Diyalog Gazetesi