menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Akademik kariyerimin tanıklığında Türkiye’nin Avrupa Birliği macerası

19 0
16.08.2026

Türkiye Cumhuriyeti’nin Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) olarak başlayan Avrupa Birliği ile ilişkisinin 70 yıla yaklaşan bir tarihi var. Malum, 1957 yılında Roma Antlaşması’yla kurulan Avrupa Ekonomik Topluluğu’na Türkiye 1959 Temmuz’unda ‘’ortak üye’’ (associate member) olmak için başvurmuş, izleyen sürecin sonunda AET ile Türkiye arasında Eylül 1963 tarihinde Ankara Antlaşması imzalanmış ve bu Antlaşma 1964 Aralık’ında yürürlüğe girmişti.

Bu sürecin daha sonraki önemli aşamaları da malum: Nisan 1987 AET’ye tam üyelik başvurusu, 1995 Gümrük Birliği Antlaşması ve nihayet Aralık 1999’da Türkiye’nin tam üye adaylığının onaylanması. (Bu arada, 1987’deki AET’ye tam üyelik başvurusuna paralel olarak Türkiye Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin öngördüğü bireysel başvuru hakkını, ardından 1990 yılında da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yargı yetkisini tanımıştı.)

Türkiye’nin Avrupa Birliği rotasıyla ben de akademik olarak ilk defa Ankara Üniversitesi’ndeki yüksek lisans ve Doktora öğrenimim sırasında tanıştım. Mezunu olduğum Ankara Hukuk Fakültesi’nde Doktora yapmak istiyor, fakat lisans öğrenciliğim sırasında 3 seminer yapmış olma şartını karşılamadığım için o zamanki mevzuat gereği önce yüksek lisans yapmam gerekiyordu. Bu yüzden 1981 Ekim’inde, Hukuk Fakültesinde yeni açılmış olan ‘’Avrupa Ekonomik Topluluğu Rekabet Hukuku’’ yüksek lisans programına kaydoldum.

Program resmen tez yazma zorunluluğu getirmiyordu ama bir seminer ödevi hazırlamayı gerektiriyordu. Ben de 1981-1982 akademik yılı içinde hem dersleri tamamladım hem de (1982 yazında) başlıbaşına bir tez sayılabilecek ağırlıkta bir seminer ödevi yaptım, hemen........

© Diyalog Gazetesi