Tenisçi olmadan tenisçi dirseği
Tenisçi dirseği… İsmi yüzünden çoğu kişinin kendini daha en baştan elediği bir rahatsızlık.
“Tenis oynamıyorum ki” cümlesi, bu ağrıyı yaşayanların en sık tekrarladığı savunmadır. Oysa tenisçi dirseği, spor sahalarından çok masa başlarında, mutfaklarda ve günlük hayatın tekrar eden hareketleri içinde ortaya çıkar.
Dirseğin dış tarafında hissedilen bu ağrı genellikle bir anda başlamaz. Kavanoz kapağı açarken, anah-tar çevirirken ya da bir bardağı kaldırırken kendini belli eder. Başta önemsenmez; biraz dinlenince ge-çeceği düşünülür. Ancak aynı hareketler sürdükçe ağrı kalıcı hale gelir. Beden, küçük ama ısrarlı bir sinyalle durup bakmamızı ister.
Bu noktada devreye “tenisçi dirseği” olarak bilinen lateral epikondilit girer. Ön kol kaslarının dirseğe yapıştığı bölgede oluşan zorlanma ve mikro yırtıklar, zamanla bu inatçı ağrıya yol açar. Burada sorun tek bir ani hareket değil; gün boyunca fark edilmeden tekrarlanan küçük yüklenmelerdir. Bilgisayar faresi kullanmak, telefonu uzun süre elde tutmak, ev........
