menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Vah Fatih'im... Olan ölene oluyor

8 0
28.06.2026

İnsana hayatın en acı gerçeğini bir kez daha hatırlatıyor.

Bir zamanlar sahnelerde alkışlarla karşılanan, milyonların sevgisini kazanan, servetiyle konuşulan insanlar da bu dünyadan giderken yanlarında hiçbir şey götüremiyor.

Geriye ise kimi zaman güzel hatıralar, kimi zaman da bitmek bilmeyen miras tartışmaları kalıyor.

Bugün yine bunun en çarpıcı örneklerinden birini yaşadık.

Rahmetli Fatih Ürek'in vefatının ardından aylarca konuşulan miras iddialarıyla ilgili sonunda ailesinden açıklama geldi.

Yıllarca küs olduğu bilinen ablası Sevil Ürek, kameraların karşısına geçti ve çok konuşulacak şu cümleyi kurdu:

Ve yıllarca emek vererek sahip olduğu birçok özel eşyası...

Üstelik yapılan açıklamaya göre kamuoyunda konuşulduğu gibi devasa bir servet de yokmuş.

Yani anlatıldığı gibi yüz milyonların içinde yüzen bir servet değil, borçları da olan bir hayat varmış.

Aylarca Bodrum'daki malikâne konuşuldu...

Ataşehir'deki daireler konuşuldu...

Mücevherler konuşuldu...

Ama görünen o ki gerçek tablo anlatıldığı kadar parlak değilmiş.

Fakat beni düşündüren bunların hiçbiri olmadı.

Beni düşündüren, açıklamayı yapan kişinin yıllarca Fatih Ürek ile küs olduğu bilinen ablası Sevil Ürek olmasıydı.

Çünkü Fatih Ürek ile bu konuyu defalarca konuşmuş bir dostu olarak şunu çok iyi biliyorum.

Rahmetli bana yıllarca, ablası Sevil Ürek tarafından dolandırıldığını anlatıyordu.

Yaşadığı büyük maddi kayıpların sorumlusu olarak onu gösteriyordu.

Milyonlarca dolar kaybettiğini...

Balmumcu'ndaki dört katlı evini kaybettiğini...

Hayatının altüst olduğunu...

Defalarca bana anlattı.

Zaten o dönem verdiği röportajlarda da benzer iddiaları kamuoyuyla paylaşmış, kardeşiyle tüm bağlarını kopardığını açıkça söylemişti.

Bu açıklamalar uzun yıllar magazin basınının gündeminden düşmedi.

Bugün ise mirasla ilgili açıklamanın aynı abla tarafından yapılması ister istemez geçmişte yaşananları yeniden hatırlattı.

Burada kimseyi suçlamıyorum.

Kimse hakkında kesin hüküm de vermiyorum.

Ancak bir gazeteci olarak kamuoyuna yansıyan tabloyu değerlendirmek zorundayım.

Ve beni en çok üzen de........

© Diriliş Postası