Cezayir'e dikkat! İç-dış kırılma riski ve Türkiye-Cezayir yakınlaşması!
Ömür Çelikdönmez yazdı;
Cezayir'e dikkat! İç-dış kırılma riski ve Türkiye-Cezayir yakınlaşması!
Nedense türkülerimize konu olan Cezayir’de bir kriz patlak vereceğine dair bazı endişelerim var. Ukrayna ve İran savaşları, bu ülkenin Avrupa’nın enerji tedarikindeki rolünü daha belirginleştirdi. Sömürgeci Avrupa’nın kesik damarlarına her gün bir yenisi ekleniyor. Baskı altındaki Avrupa’da, özellikle Fransa-Almanya ikilisinin Cezayir’e yönelik bir askerî harekâta kalkışması veya Cezayir’deki kullanışlı muhalif unsurlar üzerinden bir darbe girişiminde bulunma olasılığı yüksek.
Cezayir, Afrika kıtasının en kuzeyinde, Akdeniz kıyısında yer alan bir Kuzey Afrika ülkesi. Doğuda Tunus ve Libya, batıda Fas ve Batı Sahra, güneyde ise Nijer, Mali ve Moritanya ile komşu.
2.381.741 km²'lik yüzölçümü ile kıtanın en büyük ülkesi olan Cezayir, Afrika'nın Akdeniz'e açılan önemli stratejik kapısı konumuyla, kıtanın ticari kapısı ve dünyanın en önemli petrol ve doğal gaz rezervleriyle öne çıkıyor.
Cezayir, Türkiye diplomatik ilişkileri ülkenin bağımsızlığını kazandığı 1962 yılında tesis edildi. İki ülke arasında 2006 yılında “Dostluk ve İşbirliği Anlaşması” imzalandı. Cezayir için Türkiye, İspanya, İtalya ve Portekiz’le birlikte “stratejik ortak” konumunda.
Cezayir; AB, ABD ve Rusya ile stratejik bağlarını yeniden düzenlenmesi kapsamında Batı ile ilişkilerini güçlendirirken Rusya ile olan köklü bağlarını da yeniden değerlendiriyor. ABD ile askeri işbirliğine ilişkin türünün ilk örneği olan bir Mutabakat Zaptı (MoU) imzaladı. Batılı güçler Cezayir'in tutum değişikliğini, Kuzey Afrika ülkesindeki Rus ve bir ölçüde Çin ve İran etkisini azaltmak için fırsat görüyor.
Cezayir-AB İlişkileri ve Enerji Jeopolitiği…
Rusya'nın 2022'de Ukrayna'yı işgal etmesiyle birlikte küresel enerji dinamikleri köklü bir değişime uğramıştır. Rus doğalgazına yönelik uluslararası yaptırımlar, Avrupa Birliği (AB) ve Cezayir arasındaki stratejik iş birliğini her iki taraf için de çok daha kritik bir noktaya taşımıştır.
Cezayir, AB ile ilişkilerini güçlendirmeyi kendi ekonomik ve sosyal istikrarının temel taşı olarak görmektedir. 2023 verilerine göre AB, Cezayir’in toplam ticaretinin yüzde 50’sinden fazlasını gerçekleştiren en büyük ortağı ve aynı zamanda Cezayir doğalgazının bir numaralı ithalatçısı.
Hidrokarbon ihracatının Cezayir'in döviz gelirlerinin yüzde 95'ini oluşturduğu ve ulusal ekonomik faaliyetlerin yüzde 40'ını finanse ettiği göz önüne alındığında, AB pazarının Cezayir ekonomisi için hayati önemi açıkça görülüyor.
Avrupa enerji tedarikinde Cezayir'in rolü…
Cezayir, Avrupa Birliği için kritik bir enerji ortağı. 2023 yılında boru hattı gazının yaklaşık yüzde 19'unu sağlayarak birliğin üçüncü büyük doğal gaz tedarikçisi oldu. AB, Rus gazına olan bağımlılığını azaltmaya çalışırken, Cezayir, boru hatları aracılığıyla İtalya ve İspanya'ya hayati önem taşıyan istikrarlı bir tedarik sağlıyor; ancak enerji altyapısı hem yüksek iç talebi hem de artan Avrupa talebini karşılamak için yatırıma ihtiyaç duyuyor.
Cezayir–AB İlişkilerinde tıkanma…
Güçlü ekonomik ve enerji bağlarına rağmen, Avrupa Birliği ile Cezayir arasındaki ilişkiler son dönemde belirgin biçimde gergin. Bu tıkanmanın arkasında üç temel başlık öne çıkıyor. Batı Sahra meselesinde, Fransa ve İspanya gibi bazı AB ülkelerinin Fas’a yakın durması, Cezayir’in tepkisini artıran başlıca unsurdur. Göç konusunda ise Cezayir’in AB politikalarına mesafeli yaklaşması ve geri kabul anlaşmasının imzalanamamasından dolayı düzensiz göç sorunu çözümsüz.
Ekonomik cephede de karşılıklı güvensizlik derinleşmiştir. AB’nin Cezayir’e karşı başlattığı ticari ihtilaf sürecine karşılık, Cezayir; Avrupa’nın yatırım, teknoloji transferi ve ticaret politikalarından duyduğu rahatsızlığı açıkça dile getirmektedir. Buna, vize sorunları ve karşılıklı suçlamalar da eklenince ilişkiler daha kırılgan hale gelmiştir. Tüm bu gerilimlere rağmen, coğrafi yakınlık ve karşılıklı bağımlılık dikkate alındığında, ilişkilerin onarılması her iki taraf için de kaçınılmaz bir ihtiyaç olarak öne çıkmaktadır.
Cezayir nereden nereye?
2019 yılının başlarında, milyonlarca Cezayirli, dönemin Cumhurbaşkanı Abdelaziz Bouteflika’nın beşinci dönem için adaylığını protesto etmek üzere sokaklara döküldü. 22 Şubat’ta başlayan ve Hirak Protestoları olarak adlandırılan bu süreç, Cezayir’in 1962’deki bağımsızlığından bu yana en önemli siyasi kırılmalardan biri oldu. Bu eşi benzeri görülmemiş huzursuzluk, Bouteflika’nın militarist yönetiminin sivil görünümünü ortadan kaldırarak istifasına ve hükümet yetkilileri ile iş dünyası yöneticilerinden oluşan yakın çevresinin yargılanmasına yol açtı.
Ancak bu gelişmeler, rejimin yapısal dönüşümü anlamına gelmedi. Askerî liderlik, siyasi krizi anayasal çerçevede seçimlerle çözme stratejisini devreye sokarken; sistem, birden fazla güç merkezine dayanan yapısını koruyarak süreci yönetmeyi başardı. Buna rağmen, muhalif hareketlerin etkisi yalnızca ülke içiyle sınırlı kalmadı.
Hirak sonrası Cezayir’de muhalefetin kalıcı etkisi…
Paris merkezli MAK (Kabylie’nin Kendi Kaderini Tayin Hareketi), Cezayir’in kuzeyindeki Berberi ağırlıklı Kabylie bölgesinin özerkliğini—hatta zamanla bağımsızlığını—savunan bir yapılanma olarak öne çıkan hareketin liderliğini Ferhat Mehenni yürütüyor.
Ferhat Mehenni liderliğindeki MAK/Kabiliye Kendi Kaderini Tayin Hakkı Hareketi, Cezayir’in kuzeydoğusundaki Kabiliye bölgesinin bağımsızlığını savunan ayrılıkçı bir yapı. Kariyerine protest müzisyen olarak başlayan Mehenni, 2010 yılında Fransa’da "Kabiliye Geçici Hükümeti"ni kurmuş ve 2025 yılı sonunda sembolik bir bağımsızlık ilanında bulunmuştur.
Temelini Berberi milliyetçiliği ve laiklik üzerine kuran hareket, Cezayir’in merkezi yönetimini “sömürgeci” olarak nitelendirmektedir. Buna karşılık Cezayir devleti, MAK’ı 2021 yılında terör örgütü ilan ederek faaliyetlerini yasaklamıştır. Hareketin merkezinin Paris’te olması Fransa-Cezayir ilişkilerinde gerginliğe yol açarken; grubun dış politika arayışları, konuyu Mağrip bölgesindeki jeopolitik rekabetin bir parçası haline getirmiştir.
MAK, özellikle diaspora üzerinden örgütlenerek Fransa’daki Cezayirli Berberi topluluğu içinde dikkat çekici bir mobilizasyon kapasitesi geliştirmiştir. Bu durum, hareketin yalnızca yerel değil, aynı zamanda ulusötesi bir etki alanı oluşturma çabasında olduğunu da göstermektedir. Buna karşılık Cezayir yönetimi, söz konusu yapıyı “ayrılıkçı” ve “ulusal birliği tehdit eden” bir oluşum olarak tanımlamakta; nitekim 2021 yılı itibarıyla MAK’ı resmî olarak “terör örgütleri” listesine dahil ederek bu yaklaşımını kurumsal bir zemine oturtmuştur.
Hareket, uluslararası meşruiyet arayışını güçlendirmek amacıyla hukuki ve diplomatik kanalları da devreye sokmaya çalışıyor. Bu kapsamda MAK yetkilileri, İngiliz istihbaratının yönlendirmesiyle, Londra merkezli önde gelen bir uluslararası hukuk firmasından destekleyici bir hukuki görüş temin etmek üzere girişimlerde bulunmuştur. Söz konusu adım, hareketin yalnızca siyasi söylemle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda uluslararası hukuk zemininde kendisine alan açmaya çalıştığını ortaya koymaktadır.
Bu stratejik yönelimin, geçmişte Fas hükümetiyle temas kurma çabalarının devamı niteliğinde olduğu görülmektedir. Nitekim MAK, daha önce Kabile bölgesinde bağımsız bir devletin ilanı için Fas’tan açık destek talebinde bulunmuş; böylece bölgesel dengeleri de içine alan daha geniş bir diplomatik arayışa girmiştir.
Öte yandan Londra merkezli Rachad Movement, rejim........
