Schrödinger'in Kedisi ve ön-insanlar
Schrödinger'in kedisi deneyini, Avusturyalı fizikçi Erwin Schrödinger, 1935 yılında ortaya atmıştır. Kuantum mekaniğindeki “süperpozisyon”, diğer bir deyişle “olası tüm durumlar” ilkesini açıklamak için kullanılan bir düşünce deneyidir. Kapalı bir kutuda, zehirli bir mekanizma ile birlikte bulunan bir kedi, kuantum parçacığının (örneğin bir atomun) durumuna bağlı olarak hem canlı hem de ölü olarak kabul edilir. Gözlemci, kutuyu açana kadar kedinin bu iki durumu da “üst üste binmiş” hâldedir. Bu metafor, gözlemin sistemi nasıl etkilediğini ve klasik fizikle kuantum dünyası arasındaki paradoksu sembolize eder. Gerçekte ise bir kedi ile yapılan bir deney söz konusu değildir.
Schrödinger'in Kedisi, günlük dilde belirsiz veya iki farklı durumun aynı anda geçerli olduğu durumları tanımlamak için kullanılır.
Alev Alatlı, Schrödinger’in Kedisi – Kabus isimli romanında bu deneyi, ülkemizin özellikle 20. Yüzyılın son otuz yılında yaşadığı sorunların izahında bir metafor olarak kullanmıştır. Ülkemiz, o yıllarda hem ölü hem de canlı konumundadır.
Roman, 620 sayfalık anti-ütopya türünde dev bir eserdir. 1999 yılında yayımlanan bu romanda olaylar 2020’li yıllarda geçer ve onlarca bilimsel, felsefi ve sosyolojik tanım, kavram, kurum ve ilke yer alır.
Bunlardan bu yazımda değinmek istediğim iki kavram var: Ön-İnsan ve Afazi.
AFAZİ: Konuşma yitimi; sözcükleri anlama ve kullanma yetisinin kısmi kaybı. Yunanca “dile gelmemiş” anlamındaki aphasia kelimesinden türemiştir.
ÖN-İNSAN: Beyninin anlam kazandırdığı uyaranları sesli ya da yazılı işaretlere, sözcüklere dökemeyen; beynine ulaşan kelimelerin arkasındaki anlamları kodlayamayan, doğadan ayrışmamış; nesnellikten öznelliğe geçememiş, ön-insan hüviyetindeki kişi. Bilinçsizlik dönemi insanı.
Bence bu tanımların en ürkütücü tarafı, günümüzle çok örtüşmesi.
Romanda “Yeni Dünya Düzeni”nin yetkililerinden Dr. Evangelista’nın uzun uzun yaptığı bu tanımları ben kısaca özetlemeye çalıştım. Aynı yetkili, şu çarpıcı tespitlerini de ekler konuşmasına:
“Bizim elimizdeki bir araştırmaya göre, daha 70’li yıllarda Türkiye nüfusunun yüzde yirmisi afazikti. 80’den sonra bu oran hızla arttı.........© Dikgazete.com
