Vakfeyleyenlere...
Vakıf bir bina değildir!
Vakıf kelimesi bugün çoğumuzun zihninde bir bina, bir tabela ya da resmî bir yapı çağrıştırıyor; oysa vakıf, önce bir vakfetme hâlidir. Bir şeyi bağışlamaktan önce, kendini aradan çekmeyi öğrenmektir. Ecdadın bildiği vakıf, malı dondurmak değil, niyeti serbest bırakmaktı; görünmeden yapılan iyilik, bu yüzden makbuldü.
Bugünün dünyasında iyilik, gürültüyle yan yana duruyor; paylaşıldıkça var oluyor, görülmedikçe eksik sayılıyor. Oysa vakfetmek, tam da bu görünürlük arzusundan vazgeçmeyi gerektirir. Yardım eden olmak değil, yükü hafiflettikten sonra geri çekilmeyi bilmek esastır. İhtiyacı görür, gereğini yapar ve hayatın akışına saygıyla karışmaz.
Vakfetmenin özü acımak değil, şefkattir. Acımak........
