MAYA(L)İZASYON -Bir ruhun dünyaya sızma notları-
Bir ruhun dünyaya sızma notları
Süt, henüz sıcaklığını kaybetmemişken saftır. Sınırsızdır, kabı neyse o olmaya hazırdır ve henüz kendiyle ilgili hiçbir fikri yoktur. Sonra bir el dokunur ona. İçine, geçmişin ekşi hafızasından bir damla bırakır. Sessizce, karanlıkta bekletilir. Süt, içine düşen o yabancı özü kendi gerçeği sanana dek uyur. Uyandığında artık ne sınırsızdır ne de saf. Katılaşmıştır, sınırları vardır.
Biz buna dünyada mayalanmak deriz.
Oysa başka bir dilde, başka bir düşüncenin içinde, ona şaşırtıcı biçimde benzeyen bir kelime çıkar karşıma: Māyā. Aynı kökten gelmezler; yalnızca benim zihnimde birbirlerine rastlarlar. Biri bir şeyi dönüştürüp ona biçim verir, diğeri görünen dünyanın hakikatle arasındaki perdeyi düşündürür. İki ayrı kelime, birbirinden habersiz, aynı masaya oturur: Maya. Gözün önüne çekilen o şeffaf, büyüleyici, kolay kolay fark edilmeyen perde. İllüzyon.
Ne garip bir paradokstur ki insan, en çok kendi elleriyle yoğurduğu, kendi zihninde mayaladığı illüzyonların içinde geçiriyor ömrünü. Çocuğuna “Maya” ismini koyan telaşlı bir anne bile, benim bu kelime oyunuma düşerse, farkında olmadan dünyaya ait olmanın, bu katı sahnede bir form bulmanın fısıltısını üflüyor gibi gelir bana çocuğunun kulağına.
Çünkü mayalanmak, dünyaya kök salmaktır. Sütün o sınırsız akışından vazgeçip........
