İyi insanların kötü alışkanlıkları
İyi insanların kötü alışkanlıkları
Kötü insan bulmak giderek zorlaşıyor.
Kime sorsanız iyi. Niyeti temiz, kalbi güzel, kimseye kötülüğü dokunmamış. Hatta bazılarımızın iyiliği o kadar eskiye dayanıyor ki artık üzerinde düşünme gereği bile duymuyoruz.
Bir insanın iyi olduğuna karar verildikten sonra bazı davranışları da kendiliğinden iyi sayılıyor. Kırıcı konuştuysa doğrucu, haddini aştıysa samimi, başkasının hayatına karıştıysa ilgili oluyor. Biraz fazla konuştuysa içi-dışı bir. Susmadıysa söylemeden duramayanlardan.
Her huyun uygun bir açıklaması var.
Biz de bunları biliriz. Çocukluğumuzdan beri insanların huylarına birtakım kılıflar geçirmeyi öğrenmişizdir. Birinin öfkesi mizacından, diğerinin kabalığı yetiştiği çevreden, ötekinin bitmek bilmeyen müdahaleleri sevgisinden ileri gelir. Açıklamalar çoğu zaman doğrudur da. İnsan dediğin, başına gelenlerden ve alıştıklarından bağımsız yaşamıyor.
Yalnız bir davranışın sebebini bilmek, ona katlanmayı neden bu kadar kolaylaştırmak zorunda, orasını pek anlayamıyorum.
Mesela iyi niyetli insanların bir kısmı, başkalarının sınırlarını pek sevmez. Kapıyı çalmayı bilirler ama açılmasını beklemek onlara gereksiz gelir. Sonuçta yabancı değillerdir. Söyledikleri de insanın iyiliği içindir. Üstelik bir şey istemezler, yalnızca fikirlerini söylerler. O fikrin hayatınızda kaplayacağı yeri hesaplamak artık size kalmıştır.
Bir de doğrucular var.
Doğruyu söylemekle övünürler. Söylediklerinin doğruluğu kadar, ne zaman ve nasıl söylendiğiyle ilgilenmezler. Kırılan biri olursa da doğruların acı olduğunu hatırlatırlar. Böylece hem doğruyu söylemiş hem de kırılmanın sorumluluğunu karşı tarafa bırakmış olurlar.
Doğruluk güzel şey. Fakat insan bazen hakikati değil, hakikati söyleme hakkını seviyor olabilir.
Bir de yardımseverliğimiz var. İstenmeden verilen öğütler, ihtiyaç duyulmadan bulunan çözümler, henüz anlatılmamış dertlere yetiştirilen çareler… Bazen bir insanın neye........
