Terapist ebeveyn sendromu
Terapist ebeveyn sendromuT
Bir zamanlar çocuk büyütmek biraz sezgi, biraz sabır, biraz da pürüz demekti. Ev dağılır, ses yükselir, sonra hayat kendi ritmine geri dönerdi. Şimdi ise ebeveynlik neredeyse steril bir ameliyathane ciddiyetiyle icra ediliyor. Evler oyun alanı değil, hassas laboratuvar. Çocuk cam fanusun içinde, ebeveyn eldivenli.
Yeni ebeveyn figürü çocuğun annesi ya da babası olmaktan çok, kişisel gelişim koçu gibi. Her tepki analiz ediliyor. Her hayal kırıklığı ‘Özgüvene zarar verir mi?’ diye tartılıyor. Her öfke nöbeti ‘İleride bağlanma problemi yaratır mı?‘ diye zihinsel bir dosyaya kaydediliyor. İlişki yaşanmıyor, yönetiliyor.
Aslında buna bir ad konabilir: Terapist ebeveyn sendromu.
Bu sendrom sevginin içinden doğuyor. Kimse çocuğuna zarar vermek niyetinde değil. Tam tersine, kimse çocuğunun incinmesini istemiyor. Yalnız mesele şu: İncitmemeye çalışırken istemeden de olsa hayatın ve diğer insanların kontrol edilebilir olduğu mesaj veriliyor. Oysa hiçbirimizin ne başkalarını ne de hayatı kontrol edecek kudreti var. Ve hayat, incinmeden öğrenilmiyor. Bu kaygının en görünür yüzü ise travma korkusunda beliriyor.
‘Travma‘ kelimesi gündelik dile girdiğinden beri ebeveynliğin tonu değişti. Artık ağızdan çıkan her yanlış kelime potansiyel bir ‘iz’, her sınır koyma ihtimali bir ‘kırılma’ olarak görülüyor. Sanki çocuk ruhu en ufak temasta çatlayacak ince bir camdan yapılmış gibi.
Oysa bir çocuğun gelişimi kırılgan camdan değil; esnek bir maddeden yapılmıştır. Çocuk bir “Hayır“la dağılmaz. Bir hayal kırıklığıyla parçalanmaz. Bir gün ağlayarak uyudu diye ruhsal çöküntü yaşamaz. Zihin ve ruh, sanıldığından daha dayanıklıdır.
Yine de ebeveynin zihninde başka bir hikâye dönüyor: Benim yaşadıklarım ona geçmesin’, ‘Benim çocukluğum onun kaderi olmasın.
Bu niyet son derece insani. Fakat bazen bu niyet, ebeveyni çocuğun yanında olmaktan çok kendi geçmişine karşı nöbet tutmaya zorluyor. Çocuğa değil, hataya karşı tetikte kalıyor. Ve tetikte yaşayan bir zihin, rahat ilişki kuramaz.
Çocuk annesinin ya da babasının gözünde sevgiden çok kaygıyı gördüğünde, görünmez ama güçlü bir mesaj alır: Ben hassas bir varlığım; bana sürekli dikkat edilmeli.
Ebeveyn hata yapmamaya o kadar odaklanır ki verdiği bu mesajın farkına varmaz. Ve sürekli hata yapma korkusuyla yaşar.
Terapist ebeveyn sendromunun merkezinde felaket cümleleri dolaşır: “Yanlış yaparsam çocuğum depresyona girer”, “Sağlıklı bağlanamaz”, “Dağılır ve toparlanamaz.”
Bu........
