menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kıbrıs'ın amatör futbolu: Kaleci Mustafa'nın hikâyesi…

24 1
08.02.2026

Kıbrıs Türk futbolunun büyük ismi Galliga‘nın (Hüseyin Alder) aziz anısına…

Kıbrıs, KKTC, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hakkında fikri olmayan yoktur. Bilgisi olmayan ise çoktur. Türkiye’de genellikle hamasi nutukların konusu olduğundan, hakkındaki rivayet de boldur.

Hepsi bir yana, bu yazıyı okuyacaklar içinde gidip görmüşlerin az olmadığını tahmin ederim. Türkiye’ye benzeyen, ancak çok da benzemeyen; ortak kültüre sahip gibi görünen, ancak çok da sahip olmayan, dili aynı, ancak diyalekti farklı bir memleket, Kıbrıslıların toprağı.

Türkiye’deki çoğu gelişmeden, mütemadiyen ‘arka bahçe’ muamelesi görmekten, buradaki siyasetin ve muhtelif ilişkilerin ülkelerine verdiği hasardan haklı olarak şikâyetçiler. Ortalama yurttaşın demokrasi bilinci Türkiye’ye göre daha yüksek…

Örneğin, memnun kalmadıkları Tatar’ı ilk seçimde değiştirdiler, rekor oy farkıyla. “Sen olmasan biz ne yaparız, kelinde saç olayım” filan demediler.

Örneğin, Türkiye’deki ‘saat’ uygulamasına kendi ülkelerinde bir yıl tahammül edip protestolar sonrasında yaz saati-kış saati uygulamasına döndüler. Türkiye ahalisi ise yıllardır ‘ağlaşmak’la meşgul ki demokrasi fukaralığı böyle anlarda daha görünür oluyor.

Bu yazı Kıbrıs’ın sade bir yurttaşı üzerine. Daha doğrusu, çok hoşuma giden bir ‘kalecilik-futbol’ sevgisi ve serüveni hakkında.

Mustafa Hacımuratlar, Mağusalı. 70 yaşında bir delikanlı. Yedi göbek Kıbrıslı, Mağusa’nın en güzel köylerinden Yedikonuk’tan (Rumca adı, Eptakomi).

Köyden birkaç kilometre yürüdüğünüzde ulaştığınız Yudi Dağı’nın eteği Kuzey Denizi’ne bakıyor. Çok güzel bir coğrafya ve büyük ölçüde sakin, az dokunulmuş. Ahali her az dokunulmuş güzelliğe bizimkilerin otel konduracağı endişesiyle bakıyor ki haksız değiller, çünkü yapılıyor. Oteller, şehirlerin yapısıyla bağdaşmayan rezidans gökdelenler, villa istilasındaki yeşil alanlar vs.

Mustafa Hacımuratlar’ın çocukluğu köyde geçmiş. 1956 doğumlu. İlkokulu Yedikonuk’ta, ortaokulu komşu köy Mehmetçik’te, liseyi Lefkoşa’da okumuş. 1974 ile 1976 arasında Türkiye’de üniversiteye devam etmiş. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’ne.

Öğrencilik yılları, kendi tabiriyle ‘çok karışık olayların zamanlarında’ geçtiği için eğitimini mecburen yarım bırakıp Kıbrıs’a dönmüş. Döner dönmez askerlik, 1976-78.

Askerlik sonrası evlilik ve iki çocuk. Kooperatif Merkez Bankası’nın işletmesi DENKO Denizcilik İşletmesi’nde 18 yıl denizcilik taşımacılığı, ardından özel bir denizcilik firmasında geçen yıllar, 2010’da emeklilik ve ‘köydeki toprak işleri’yle bugüne dek süren uğraş.

Futbola ne zaman ve nasıl başladığını sordum; “1960’ların başında, büyüklerin artık kullanmadığı topları yarıp içini çaput doldurarak” dedi. O yıllar Kıbrıs Cumhuriyeti dönemi. Altı-yedi yaşındayken, Mağusa’dan köye bir plastik top hediye gelmiş ve o topun hatırına köyün takımını kurma ayrıcalığına sahip olmuş.

Mahalle futbolunun değişmeyen kuralıdır, topu olan takımı kurar. (Söyleşi esnasında ‘torun’ sohbete giriyor ve “Ya iki kişinin topu varsa?” sorusunu yöneltiyor!)

Bu yıllarda Kıbrıs’ta ortalık henüz çok karışık değilmiş. Henüz........

© Diken