menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sadettin Saran'ın kazası ve emniyet şeridinin hakkı

50 0
02.04.2026

Sadettin Saran'ın kazası ve emniyet şeridinin hakkıS

Sadettin Saran’ın kazasını Instagram’da gördüm.

Kendisi komşum olur, hem geçmiş zamandan bir merhabamız ve sohbet etmişliğimiz var, hem de internet sitemde harika bir konuşmasının ufak bir kısmını beğenerek paylaşıyorum.

Görüntüyü birkaç kez arka arkaya izledim. Çakarlı ve şoförlü aracı, emniyet şeridinde, solunda bekleyen trafikle hiç ilgilenmeden, normal şeritte gider bir sürat ve edayla hızla yol alıyordu. Önüne birdenbire bir araç girdi (Bence hatalı girdi).

Kazanın şiddetiyle tüm hava yastıkları patlamış, ama herkes iyiymiş, çok sevindim.

Ama o hız kafama takıldı. Bakın… Emniyet şeridi birkaç durum için var.

Ambulans, göreve koşan polis, itfaiye ve benzer kamu hizmetinde olan (ama görevli) araçlar kullanır, kullanmalı da. Kimsenin zaten buna bir itirazı yok, olmamalı da. Derken, geçiş üstünlüğü tanınması vicdanları çok rahatsız eden bazı özel araçlar peydahlandı son yıllarda, moda oldu bu ve onlar da kullanıyor mutlulukla o şeridi. Hadi bunu da yutkunarak kabul ediyorum.

Bir de şöyle motoru hararet yapan, lastiği patlayan, direksiyonda aniden başı dönen, göğsünde bir sıkışma hisseden, ya da arka koltuğunda çocuğu krize giren bir sürücü de otomobilini oraya çekme hakkına sahip.

Ve nasıl çeker sizce? Yavaş olabilir. Telaşlı olabilir. Belki elleri titreyerek olabilir. Belki aynasına bakmayı unutarak olabilir. Sinyal bile veremeyebilir o aciliyette. Bu o anın doğasında var, öyle değil mi? Ya da Sadettin Saran’ın başına gelen gibi toptan hatalı da olabilir.

Ama şimdi bir de şunu düşünün lütfen. O kişi, o panikle emniyet şeridine girerken arkasından süratle gelen bir araç varsa ne olur? Ya o araçta bir bebek varsa? Ya o araçta çocuklar varsa? Ya da yoksa, ne olur?

Kağıt üzerinde suçlu olan, hatalı giriş yapan o sürücü de olabilir, kabul ediyorum. Ama o şeritte ve o hızla giden araç da bir soru işaretinin içinde kalıyor bence.

Emniyet şeridi dediğimiz şey, duran trafiğin VIP bypass’ı değil. Trafik sıkışınca devreye alınan sol şeridin ucuz bir kopyası da değil. Başa gelmiş bir durumda trafiğin akışını aksatmamak için de yapılmış bir yer emniyet şeridi. Başına bir şey gelen kişi otomobilini kenara çeker ve yardım gelene kadar orada bekler, hatta yolda kalmışsa eğer, otomobilini iter ve bekler ki trafiğin akışı aksamasın. Ve tahmin edebilirsiniz ki bunların hiçbiri öngörülemez.

Adı üzerinde: Emniyet şeridi, emniyetli olması gerekiyor. Çift taraflı bir emniyetten bahsediyorum, gitmesi gerekene de, durması gerekene de. Diğer bir adı ‘acil durum şeridi’.

Hatırlatmak isterim ki hak ayrı şeydir, o hakkın kullanılış biçimi ise apayrı bir şey. ‘BEN geliyorum, VIP’yim, açılın bakalım‘ mantığıyla gidildiğinde ise o şerit, hem orada gerçekten hakkı olanlar için, hem de çakarlı aracın kendisi için tehlikeli bir yer haline gelir. Nitekim de öyle oldu.

Sadettin Saran ve şoförü iyidirler umarım (Zaten kazadan hemen sonra toplantısına gittiğini açıklamış kulüp). Kendisine has bir kararlılık bu, tanıyanlar gayet iyi bilir.

Ama bir de şöyle bir durum var: Bu devlet ona bir ‘koruma kararı’yla bu üstünlüğü tahsis etmiş anladım. Gelgelelim mevzuat ‘Bu üstünlük sürekli bir hak değil‘ diye de açıkça söylüyor. Makam sahibinin araçta olduğu, görevi icabı seyahat ettiği ve zorunluluğun gerektirdiği anlarla sınırlı bu ayrıcalık. Ama bence bu tür araçlar da tüm bu lehine verilmiş şartları üst üste ekleyerek (diğer şeritlerdekilerin de yaptığı gibi) daha hesaplanmış bir şekilde yola çıkmalı.

O şerit herkes trafikte beklerken geçiş üstünlüğü olan araç trafikte takılmasın diye var. Süratinden ödün vermesin diye değil. Trafikte saatlerce bekleyen normal vatandaşla dalga geçer gibi sol şerit süratinde gitsinler diye değil.

Sadettin Saran eminim ki şoförünü bu konuda uyarmıştır, ben de kazayı gören, görmeyen, duyan ve duymayanlara bir hatırlatmak istedim.


© Diken