Hıyanet üzerine
François Mauriac, işbirlikçilerin işlediği en büyük günahın ‘umut kırmak’ olduğunu söyler. İlk iş olarak değişim hülyasının aktığı kanalın vanasını kapar işbirlikçi. Direnme gücünü kırar, hayalleri büzüştürür, umudu söndürür.
Şu durumda, Kılıçdaroğlu değişim umudunun önündeki tıkaç. Erdoğan rejiminin yeşermekte ve canlanmakta olan toplumsal muhalefetin üzerine attığı pestisit.
Meydanlarda ‘hain Kemal’ sesleri yükseliyor. Kemal bey ve bir avuç parti gediklisinin şahsi ikbal hesapları uğruna saf değiştirmesinin hıyanet olarak algılanması doğal. Yaşam alanı giderek daralan, siyasal temsilcileri aileleriyle birlikte hapiste rehin tutulan muhalif kesimlerin butlan idaresinin pişkinliği karşısında duyduğu tiksinti göz önüne alınırsa hafif bile kalabilir bu tabir. Fakat bir durup düşünmekte fayda var. Kemal bey birçok kötülüğün toplamı kuşkusuz, fakat ne tür bir hain?
Siyaset planında, hıyanetin değişik türleri ve dereceleri var. Bir general ordusunu terk edip (veya daha fenası, düşmanla işbirliğine girip) savaşın kaderini değiştirebilir. Bir il veya belediye başkanı – seçmenlerinin iradesini gasp etmek pahasına – siyasi kamp değiştirebilir. Bir bürokrat, yabancı devletlere bilgi sızdırabilir. Bu tür adımlar, onları atan aktörlere kısa vadeli bazı kazanımlar da sağlayabilir. Fakat başta kazanan tarafta olsalar dahi, isimleri uzun vadede onursuzluk timsali olarak kazınır hafızalara.
Üstelik, hizmet ve himayelerine girdikleri güçler tarafından büyük iştihayla kullanılsalar dahi, son tahlilde saygı ve hürmet görmezler; rakibini adil bir mücadele değil desise/hile yoluyla alt etmek, muzaffer cenahın da başarısına gölge düşürür.
Tarihle kurgunun birbirine karıştığı erken dönem Osmanlı anlatılarında bile en azılı düşmana dahi hıyanet kolay kolay yakıştırılmaz. Fetih destanlarında, sur kapılarını Müslüman kuvvetlerine gizlice açan kadın figürünün eylemi ihanet olarak düşünülmez: Bizanslı prenses aşık olduğu/rüyasında gördüğü bir yiğidin yüzü suyu hürmetine, yani karşı konulamaz bir sevda veya doğaüstü bir yönlendirme sonucu kendi milletine yüz çevirir (Kemal bey, Erdoğan’a meftunsa, o başka. Yine affetmez fakat anlarız).
Hıyanetin, bakış açısı ve doğurduğu sonuçlara göre ‘hayırlara vesile’ olarak yorumlandığı durumlar da var. Örneğin bir istihbarat elemanının çalıştığı kuruma ihanet ederek bazı yasadışı ve gayri-ahlaki faaliyetleri ifşa etmesi, kamu adına olumlu bir........
