RAMAZAN’IN ARDINDAN…
Ramazan, takvimden geçen bir ay değildir; insanın içinden geçen bir yolculuktur. Açlıkla başlayan, sabırla derinleşen, dua ile arınan ve bayramla taçlanan bir süreçtir. Bu ay boyunca insan sadece yemeyi ve içmeyi değil; öfkesini, dilini, gözünü ve kalbini de tutmayı öğrenir. Aslında oruç mideye değil, nefse tutulur. Ramazan bize şunu öğretir; insan, kendine hâkim olabildiği kadar insandır..
Bu ayda sofralar sadeleşir ama kalpler zenginleşir. Bir hurmayla açılan iftar, bazen en zengin sofralardan daha doyurucu olur. Çünkü orada sadece yemek değil; paylaşmak, şükretmek ve aynı duyguda buluşmak vardır.
Ramazan’ın en büyük kazancı; insanı insana yaklaştırmasıdır. Aynı sofraya oturmak, aynı ezanı beklemek, aynı duaya “âmin” demek; sadece bir ibadet değil, aynı zamanda bir birlik hâlidir. Ramazan sadece kazandırmaz; aynı zamanda ortaya çıkarır. Kimin sabrı gerçek, kimin ibadeti alışkanlık, kimin sevgisi samimidir. Hepsi bu ayda belli olur ve ardından bayram gelir. Bayram; Ramazan’ın........
