İLİM, BİLİM VE FİKİR ADAMI OLMAK…
İnsanlık tarihi incelendiğinde görülür ki; toplumları ayakta tutan, yön veren ve geleceğe taşıyan en temel unsur, yetiştirdiği insan tipidir. Bu insan tiplerinin başında üç önemli kavram etrafında şekillenen şahsiyetler gelir ki bunlar; ilim, bilim ve fikir adamıdır. Bu üç kavram çoğu zaman birbirine karıştırılır, hatta aynı anlamda kullanılır. Oysa her biri ayrı bir duruşu, ayrı bir derinliği ve ayrı bir sorumluluğu ifade eder.
İlim adamı; bilgiyi sadece zihninde taşıyan değil, onu kalbinde yoğuran insandır. Onun için bilgi, kuru bir veri değil; hikmete açılan bir kapıdır. İlim adamı, öğrendiği her bilginin kendisini Allah’a yaklaştırması gerektiğini bilir. Bu sebeple onun ilminde edep vardır, ahlâk vardır, sorumluluk vardır. Bilgiyi taşımak değil, bilgiyi yaşamak esastır. Bugün belki de en büyük eksikliklerden biri budur; bilen çok ama bildiğiyle amel eden azdır. İlim adamı, sadece “ne biliyorum?” diye sormaz; “bildiğim beni nasıl değiştiriyor?” sorusunun da peşine düşer. Çünkü bilir ki, ilim insanı büyütmeli, olgunlaştırmalı ve kemale erdirmelidir.
Bilim adamı; varlığın görünen yüzüyle ilgilenir. Eşyayı, maddeyi, evreni inceler. Deney yapar, gözlem yapar, ölçer, biçer ve sonuç çıkarır. Onun dünyasında kesinlik, test edilebilirlik ve ispat........
