Toplumsal mücadele
Hayatın o durdurulamaz akışında bir yılı daha geride bıraktık. Adına zaman denilen “yaşam ırmağı”, evrenin o şaşmaz diyalektiğinde akışını sürdürüyor. Yeni yılın bu ilk günlerinde bir durum değerlendirmesi yapmak istiyoruz. Yeni bir yıla başlarken çok yönlü bir analiz yapmanın yararlı olacağını düşünüyoruz. Bu değerlendirmeleri, toplumsal mücadeleyi önemseyenlere de içtenlikle öneriyoruz.
Aslında zaman zaman ama en çok da tarihsel dönemeçlerde, sosyal kırılma dönemlerinde; böylesi manifestolara/ bildirgelere ihtiyaç var. Çünkü kişisel de olsa bu mütevazı değerlendirmeler, toplumsal mücadelede ışıldak işlevi görecek ve önümüzü aydınlatacak. Ayrıca son yaşanan uluslararası gelişmeler, bu özdeğerlendirmeleri bir bakıma zorunlu hale getiriyor.
Biz, günümüzde toplumsal mücadelenin emek eksenli ve sınıfsal temelli olması gerektiğini düşünüyoruz. Kimi çevrelerin artık bu kavramların anlamını, önemini yitirdiği yaklaşımlarına katılmıyoruz. Bize göre, yaşanan ekonomik sosyal gelişmeler, orta sınıfın erimesi gerçekliğinde olduğu gibi, sınıfsal konumlanışları da etkiliyor.
Elbette emek ve demokrasi mücadelesine ekonomi, bilişim, iletişim alanlarında yaşanan yeni gelişmelerin ışığında yaklaşmalıyız. Yapay zekâyı, dijital teknolojik yenilikleri tabii ki göz ardı etmemeliyiz. Ancak bütün bu gelişmeler, sınıfsal temelli yaklaşımı gölgeleyemiyor. Hayatın diyalektik akışı, bu........
