menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şehrin Kara Çocukları

18 0
previous day

Yusuf Arslantaş’ın İletişim Yayınları’ndan henüz çıkan öyküleri, Şehrin Kara Çocukları: Badline dünyanın derisini kaldırıp, birbiriyle kesişmekten artık nerede başladığının izini süremediğiniz o yaralara dikkat kesilmeyi öğretmiyor mu? Sert, bıçkın, tekinsiz ama içinde yaşandıkça karşınızda daha da küçülen bir dünyanın damarlarında yürüyor. O baş belası sokaklardan, o ıssız patikalardan, o gecenin karanlığından sizin elinizi bırakmadan geçiyor. Sesini kısarak, sesini kendi içinde boğarak, dünyayı karşısına alıp tüm ufunetiyle ona bağırarak. Siz onu okurken, dünya, bir anlığına küçülüyor; siz onu okurken, dünya, bir anlığına büyüyor.

Brezilyalı yazar Jorge Amado’nun Bahia romanlarının erken dönem eserlerinden biri, Kum Kaptanları gibi. Orada, Brezilya’nın Salvador kentinde, terk edilmiş bir liman deposunda yüz kadar sokak çocuğu dünyaya kafa tutuyordu. Şehir, onlara “kum kaptanları” diyordu; emniyetin, hâkimin, gazetecilerin gözünde birer suç istatistiğinden öteye gitmeyen şehrin belası  çocuklar. Ama Amado, sizi o depoya sokuyordu, dışardaki kara çocukların içindeki insanlara bakıyordu. Dünyanın derisini soymuyordu belki ama çocukların o ilk derisini kaldırıyordu. Babası bir grevde vurulmuş liman işçisi olan, grubun sarışın, yüzü façalı lideri Pedro Bala; hırsızlık yaptığı evlerden kitap çalıp diğer çocuklara okuyan, yoksulluğun nasıl edebiyatın bahanesi değil, tanıklığı olabileceğini gösteren Profesör; ilk kez anne şefkati gördüğü zengin bir aileyi, gruba ihanet etmemek için bırakan Sem-Pernas…

Yusuf Arslantaş’ın, sizi o ev denen kara kutunun dışına çıkarmasıyla, Kum Kaptanları’nın “yıldızları gören çatısız ev” olarak gördüğü depoları arasında, şehrin kime ait olduğuyla ilgili ipince bir bağ da var. Şöyle diyor Amado:

Bu izmarit tüttüren, eski püskü paçavralar giymiş, yarı aç yarı tok, küfürbaz ve pis çocuklar aslında şehrin efendileriydi. Şehri avucunun içi gibi bilen, her şeyiyle seven onlardı. Bu şehrin şairleriydi........

© Birikim