menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tarihin poetikası

25 0
05.07.2026

Hayden White’ın Metatarih’te öne sürdüğü tezler, tarih ile edebiyat arasındaki sınırın, modern bilimin ona çizdiği kadar keskinolmadığını gösteriyor. Hayden White’ın tezleri, ilkin teknik bir gözlem gibi dursa da aslında getirdiği sonuçlar oldukça sarsıcıdır. Ona göre her tarihsel yazı, ham verileri seçip düzenleyerek bir anlatıya dönüştüren kaçınılmaz bir poetik eylem içerir. Tarihçi olayları kronolojik bir sıraya dizer, sonra bu sıralamayı başlangıç, gelişme ve sonuç barındıran bir öyküye dönüştürür. En sonunda o öyküyü, Romans, Tragedya, Komedya ya da Hiciv gibi bir sahneleme kipiyle çerçeveler. Fakat bu çerçeveleme ne kadar bilinçli bir seçimdir? Bu soru şu yüzden önemlidir çünkü her tarihsel anlatı çoğu zaman bu kiplerden birkaçını kaçınılmaz biçimde kullanır.

White somut örnekler de yazıyor. Örneğin Michelet, Romans kipinde yazar; Ranke, Komedi kipinde, Tocqueville Tragedya kipinde, Burckhardt Hiciv kipinde. White’a göre aynı 19. yüzyıl Avrupa’sını anlatan bu dört büyük tarihçi arasında kimin daha “bilimsel” ya da daha “gerçekçi” olduğunu belirleyecek tartışma kaldırmaz teorik dayanaklar yoktur. Birini diğerine tercih etmenin tek dayanağı nihayetinde estetik ya da ahlakidir. Tarihsel anlatının biçimsel yapısı edebi biçimlerle iç içedir; bu iç içelik bir zaaf değil, tarihin kavrayış biçiminin kendine özgü bir özelliği olarak kalır. White’ın bu tezi bir tarih felsefesi sorununu aşıyor ve edebiyat ile tarih arasındaki ilişkiyi yeniden kurmamızı öneriyor.

TARİH-EDEBİYAT ARASINDAKİ İLİŞKİ

Tarih yazımı ile edebiyat arasında hep bir ilişki vardı. Daha önce bu konuda birkaç yazı yazdığımı hatırlıyorum. Sophokles’in Antigone’sinden Balzac’ın........

© Aydınlık