Kadim tıptan günümüze stres
Günümüz bilimi bu durumu kortizol ve adrenalin hormonlarıyla açıklarken, kadim hekimler "mizaç bozulması" ve "ruhsal denge kaybı" olarak tanımlıyordu.
Kadimlerin gözünden stres: Mizaç ve denge
Eski çağlarda stres; doğadan kopuş, elementlerin dengesizliği veya zihnin hakikatten uzaklaşması olarak görülürdü. Kadim gelenekler insanın içsel huzursuzluğunu şu temellere dayandırıyordu:
İslam tıbbının büyük üstadı İbn-i Sına, El-Kanun fi't-Tıbb adlı eserinde zihnin beden üzerindeki sarsıcı gücünü açıkça ortaya koymuştu. İbn-i Sına’ya göre üzüntü, öfke ve vesvese gibi nefsani haller, bedenin doğal ısısını ve nemini tüketerek organların mizacını bozuyordu.
İbn-i Sına’nın meşhur "Kurt ve Kuzu" deneyi, stresin fiziksel bir temas olmadan bile biyolojiyi nasıl yıkıma uğratabileceğinin en somut kanıtıdır: Yan yana kafeslere koyduğu iki kuzudan birinin karşısına bir kurt bağlar. Kurt kuzuya zarar veremez ancak kuzu, sadece karşısındaki kurdun varlığından duyduğu sürekli korku ve stres yüzünden birkaç gün içinde zayıflayarak ölür. Kuzuyu tüketen kurdun dişleri değil, kendi zihninin ürettiği kesintisiz alarm........
