Diyarbakır’ın sokakları silahlara ve çetelere teslim edilemez!
“Bir kentte insanlar sokağa korkuyla çıkıyorsa, mesele yalnızca güvenlik değil; yaşam hakkı ve toplumsal huzur meselesidir.”
Son günlerde Diyarbakır’da işyerlerine yönelik silahlı saldırıların artması, toplumda ciddi bir kaygı ve güvensizlik yaratmaktadır. Esnafın kepengini açarken, emekçinin işine giderken, çocukların okul yolunda, kadınların ve gençlerin sokakta yürürken kendisini güvende hissetmediği bir kent düzenini kabul etmek mümkün değildir.
Çünkü kurşun adres sormaz, hedef seçmez. Bir işyerine, bir araca ya da bir sokağa sıkılan her kurşun; yalnızca hedef alınan kişiyi değil, orada bulunan çocukları, kadınları, emekçileri, esnafı ve hiçbir şeyden haberi olmayan masum insanları da ölümle karşı karşıya bırakır.
Hiçbir anlaşmazlık, hiçbir çıkar hesabı, hiçbir tehdit ve hiçbir güç gösterisi insan hayatından daha değerli değildir.
Bugün yaşananlar yalnızca saldırıya uğrayan işyerlerinin veya kişilerin sorunu olarak görülemez. Sokak ortasında silahların konuşmaya başlaması, bütün Diyarbakır’ın huzuruna yönelmiş bir tehdittir. Bir kentte şiddet sıradanlaşır, silah taşımak güç göstergesine dönüşür ve insanlar “yanlış zamanda yanlış yerde bulunmaktan” korkmaya başlarsa, bunun bedelini bütün toplum öder.
Diyarbakır korkunun değil, yaşamın kenti olmalıdır.
Bu nedenle başta ilgili kamu........
