menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İstanbul... Tahkim günlerinden küresel tahkim ligine

6 0
15.10.2026

Justinianus'tan Mecelle'ye uzanan bir hukuk mirası, Asya ile Avrupa arasındaki benzersiz konum ve Türkiye'nin bölgesel ekonomik ağırlığı, İstanbul'a güçlü bir başlangıç noktası sunuyor. İstanbul Tahkim Günleri'nin gündemi de bu potansiyelin teorik değil, uluslararası ticaretin gerçek ihtiyaçlarıyla örtüşen bir potansiyel olduğunu gösteriyor.

Av. Ramazan Turan/Arabulucu, Tahkim Hakemi

Uluslararası ticarette bir sözleşmenin en az okunan maddesi çoğu zaman en belirleyici olanıdır. Taraflar sözleşmenin kurulması aşamasında sözleşme bedeli, ifa takvimi, teslim koşulları ve ödeme yükümlülükleri üzerinde ayrıntılı müzakereler yürütürken, uyuşmazlıkların çözümüne ilişkin hükümler çoğu zaman standart sözleşme kalıpları çerçevesinde düzenlenmekte veya yeterince değerlendirilmeden kabul edilmektedir.

Oysa bir enerji projesinde, inşaat projesinde ya da bir gemi kiralama sözleşmesinde işler ters gittiğinde ilk bakılan uyuşmazlığın hangi şehirde, hangi kurum önünde ve hangi usulle çözüleceğidir.

Bu nedenle tahkim yeri tercihi bugün yalnızca hukukçuların teknik bir meselesi değildir. Hukuk hizmetleri ihracatının, yatırım güvenliğinin ve bir ülkenin ekonomik rekabet gücünün de parçasıdır.

29 Eylül–2 Ekim 2026 tarihleri arasında düzenlenen İstanbul Tahkim Günleri (Istanbul Arbitration Days) ile 8–9 Ekim 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen Uluslararası Adalet Zirvesi 2026'ya (International Justice Summit) katılarak uluslararası tahkimin geleceğine, uyuşmazlık çözüm mekanizmalarının gelişimine ve İstanbul'un küresel ölçekte saygın bir tahkim merkezi hâline gelmesine ilişkin tartışmaları yakından takip etme fırsatı bulduk.

Kadim bir hukuk şehrinden modern bir tahkim adresine

İstanbul bu tartışmaya boş bir sayfayla girmiyor. Tarih boyunca üç büyük imparatorluğa başkentlik yapan şehir, Doğu ve Batı'nın hukuk kültürlerinin buluştuğu ve sentezlendiği bir merkez oldu. Kıta Avrupası hukukunun temelini oluşturan Justinianus Kanunları burada derlendi. Asırlar sonra Mecelle, İslam hukukunu modern bir kanunlaştırma tekniğiyle yine bu şehirde bir araya getirdi.

Bu miras bir övünç vesilesi olmanın ötesinde bir anlam taşıyor. Farklı hukuk geleneklerini anlama ve aralarında köprü kurma kapasitesi, uluslararası tahkimin tam da ihtiyaç duyduğu şeydir. Bugünkü soru, bu tarihi birikimin küresel ticaretin modern uyuşmazlık çözüm ihtiyaçlarına cevap veren güvenilir bir tahkim limanına dönüşüp dönüşemeyeceğidir.

Parçalanan ve bölünen dünyada tarafsız zemin ihtiyacı

Uluslararası siyasetin ve ticaretin bugünkü görünümü, tahkime ve İstanbul'a duyulan ihtiyacı her zamankinden görünür kılıyor. Jeopolitik kırılmalar, yaptırım rejimleri, tedarik zincirlerindeki kaymalar ve enerji piyasalarındaki dalgalanmalar sözleşmelerin dengesini sürekli zorluyor. Kritik mineraller için yaşanan yarış, kaynak milliyetçiliğini yeniden gündeme taşıyor. Savaşlar ve bölgesel krizler, enerji güvenliği ile büyük altyapı projelerinde mücbir sebep tartışmalarını sıradan hale getiriyor. Aynı uyuşmazlık artık birden fazla ülkede, birden fazla forumda eş zamanlı olarak yürüyebiliyor.

Bu ortamda tarafların aradığı şey basit ama zor bulunan bir şey; tarafsız, öngörülebilir ve verdiği kararın uygulanabileceği bir zemin. Karşı tarafın ülkesinde dava açmak zorunda kalan bir şirket için ulusal mahkemeler çoğu zaman bu güveni sağlamaz. Tahkim tam da bu boşluğu doldurur. Ancak bu boşluğu hangi şehrin dolduracağı, o şehrin hukuk düzenine duyulan güvene bağlıdır.

Türkiye'nin tahkimdeki yeri: Zemin hazır, tercih henüz........

© Açık Görüş