Türkiye tarımının çöküşünde emperyal kapitalizmin payı var mı?
Bir önceki “Tarımda Üretim Çıkmazına Seçenek Var Mı?” adlı yazımda, “Türkiye’de tarımda üretim çıkmazını tetikleyen iki ana etmen var. Bunlardan birincisi, iç etmenler,ikincisisi de emperyal kapitalizm ya da dış etmenler” demiş ve “İç Etmenler Açısından Tarımsal Üretimde Gerilemenin Nedenleri ve Çıkış Yollar” üzerinde durmuştum.
Bu yazımızda ağırlıklı olarak emperyal kapitalizm ya da dış etmenlerin payı özetlenecek.
EMPERYAL KAPİTALİZMİN TARIM SEKTÖRÜNDE UYGULANMASININ TARİHSEL SÜRECİ?
1980’li yıllara değin dünya, iki kutbun yönlendiriciliğindeydi. Bir yanda reel sosyalizm, bir yanda emperyal kapitalizm ve kurumları dünyayı şekillendiriyordu. Emperyal kapitalizm, anılan yıllara değin özellikle çevre ülkelerinde köylülüğü, bir başka deyişle küçük üreticiliği destekleme politikalarını sürdürdü. Ancak temel amacı, özellikle çevre ülkelerinde ortaya çıkabilecek toplumsal muhalefetin devrimci hareketlere dönüşümünü engellemek, daha doğrusu onları düzenin sınırları içinde kalmalarını yönlendirmekti.
Türkiye, 1980'li yılların başından itibaren uluslararası denilen,ancak Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği’nde tekelci şirketlerin güdümünde olan Uluslararası Para Fonu, Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü gibi kuruluşlarının baskısı ve yönlendirmesiyle, tarımında da liberalleşme politikalarını uygulamaya başladı. Türkiye tarımının liberalize edilmek istenmesinin ardındaki ana gerçek, merkez ülkelerdeki tarımsal ürün ve girdi stoklarının çok yüksek düzeylere ulaşarak sorun oluşturması yanında tarım tekellerinin kendi ülkelerinde tıkanmaları nedeni ile dünya pazarlarını........
