Savaş çıkmazında bir karşılaştırma: İspanya ve Türkiye ekonomileri
İsrail ve ABD’nin İran’a uluslararası hukuka aykırı olarak saldırması karşısında, Dünyadaki yönetici “lider”lerin tepkileri cılız kaldı. Tek bir örnek çok güçlüydü: Pedro Sanchez (İspanya Başbakanı).
16’ncı ve 17’nci yüzyılda kılıç gücüyle Latin Amerika’yı talan edip binlerce ton altın ve gümüşü İspanyol krallarının ayağına getiren bu ülke, o zamanlar ithalatla büyümenin idare edeceğini sanmıştı. Avrupa’da bahsettiğimiz o iki yüzyılda, önemli bir güç de oldular, tıpkı Balkanlar ve Akdeniz’deki kılıç gücüyle Osmanlı gibi. Oysa zaman içinde Ceneviz “Finansal Birikim Dairesinin” (Bugünkü İtalya’nın kuzeyi) korumalığını yapmak da işe yaramayınca, daha sonraki yüzyıllarda rekabette çok geride kaldı.
Bütün bunlar Adam Smith’in 250 yıl önce bu sıralarda yayınlanmış kitabına ters unsurlar. Zira Smith, para sahiplerinin daha çok hizmetçi sahibi olunca, işçi çalıştıranlara oranla giderek fakirleşeceğini öngörmüştü. Artı değer, işçinin emek gücünden gelmekteydi.
Geçtiğimiz yüzyıl bu gelişmelerden ders alan bir İspanya var. Üretimin önemini fark etmiş. Hem satın alım gücü paritesi, hem de nominal (sabit) fiyatlarla Türkiye GSYİH’nın (az farkla) üstünde bir milli geliri var. Nüfusu Türkiye’nin yaklaşık yarısı olan İspanya’nın kişi başı milli geliri de yaklaşık olarak iki katı (35 bin dolar).
Günümüzde İspanya’nın 1986’dan bu yana AB üyesi olması ve kullandığı dilin etki alanı önemli. İspanya “Euro” para birimini kullandığı için kur riski yok. Bu nedenle de rezerv yönetimine çok fazla ihtiyacı yok. Zira 280 ton altın rezervi (Türkiye’nin yarısından az) ile ECB (Avrupa Merkez bankası) rezervlerine erişim olanağı var.
İspanya’nın Latin Amerika’da kendi dilini ve insanını bırakmasıyla, günümüze anadil konuşmacı sayısında ikinci sırada olan İspanyolca geldi. İspanyolca toplam konuşulan dil açısından dünyada ölçeğinde dördüncü sırada yer alıyor ve 23 ülkede resmi dil konumunda.
İspanyol ekonomisi Avrupa ortalamasının üstünde büyüyen ve turizm sayesinde cari fazla veren bir ekonomi. Bütçe açığı normlara uygun (yüzde 3), borçları milli gelirine göre fazla ama cari açık vermediği için sorun teşkil etmiyor. Enflasyon oranı yüzde 3,3 tarihsel olarak yüksek seyreden işsizliğini nihayet yüzde 10’ların altına çekmeyi başardı. Yoksulluk riski olan gruplara dönük asgari ücret artışı yaparak (yüzde 50’ye yakın artış),........
