menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Büyük Güç Mücadelesinde İran Perdesi: Çin ve Rusya’nın Tutumu

12 0
18.04.2026

28 Şubat’ta patlak veren ABD–İsrail–İran Savaşı’nın yeni merhalesi yalnızca bölgesel bir çatışma değil, aynı zamanda büyük güç rekabetinin sahaya yansıdığı bir stres testi. Bu bağlamda temel soru “kim kazanır?” değil, “küresel aktörler bu savaşta nasıl pozisyon alıyor?” sorusudur.

Özellikle Çin ve Rusya’nın tutumu, çatışmanın yönünü belirleyen en kritik dış faktörlerden biri. Haziran 2025’in aksine kademeli şekilde daha da aktif rol oynayan ikili İran’ın direnişindeki temel dış etken desek, yanılmış olmayız. Her iki aktör de ABD ile doğrudan askeri çatışmadan kaçınırken İran üzerinden dolaylı etki üretmeye çalışıyor. Bu durum da çağdal uluslararası sistemde büyük güçlerin “sınırlı angajman – maksimum etki” stratejisini nasıl uyguladıklarını açık biçimde ortaya koymaktadır.

Çin açısından bakıldığında, bu savaşın merkezinde enerji güvenliği yer alıyor. Çin ekonomisi büyük ölçüde dış enerjiye bağımlı ve ithal ettiği petrolün yaklaşık yarıya yakını Körfez bölgesinden gelmektedir. Bu nedenle Pekin için temel öncelik herhangi bir tarafın zaferinden ziyade enerji akışının kesintisiz devamı.

İran ile Çin arasındaki ekonomik bağlar bu noktada kritik önem taşımakta. Çin, İran petrolünün açık ara en büyük alıcısı ve İran’ın petrol ihracatının yaklaşık ’ı Çin’e yöneliyor. Ayrıca iki ülke arasında imzalanan 25 yıllık kapsamlı stratejik iş birliği anlaşması enerji, altyapı ve güvenlik alanlarında uzun vadeli bir entegrasyon öngörmüştü. Bu tablo, İran’ın ekonomik olarak ciddi ölçüde Çin’e bağımlı hale geldiğini gösteriyor.

Fakat bu bağımlılık Çin’in İran’ı açık şekilde desteklemesini gerektirmediği........

© 12punto