menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Otokrasi, çapsız kariyeristlerle kifayetsiz muhterislerin sırtında yükseliyor

40 0
24.05.2026

Birçok ülkede, seçimle işbaşına gelen popülist-otokratik yönetimlerin oy tabanı merak ve araştırma konusu oldu. Bu konuda teoriler geliştirildi. Ekonomi dendi, politika sahnesindeki bozulma dendi, seçim rüşvetleri dendi… 

Popülist otokrasinin zirvedeki destekçileri üzerinde de sıkça konuşuldu. Putin’in oligarkları, Trump’ın fosil yakıt-maden ile teknoloji-yapay zeka sermayesine yaslanması, Orbán’ın kilit noktalara yerleştirdiği yargıçları üzerinde konuşuldu.  

En az araştırılan ve bilinen konu ise, bu iktidarları pekiştirmek ve sürdürmek, günlük kirli işleri fiilen yürütmek için gereken on binlerce alt ve orta kademe memurun motivasyonlarıydı. Bu kesimlerin iktidarın emirlerine sorgulamadan itaat etmeleri, ortada bir “ideolojik ortaklık” yoksa, büyük ölçüde “işini kaybetme korkusu” ile açıklanırdı. 

İki siyaset bilimcinin yaptığı bir araştırma, bu pasif, gönülsüz katılımın ötesinde, gönüllü ve aktif bir katılım biçiminin daha olduğunu ortaya çıkardı. Üstelik otokrasilerde, iktidar dışında kalanlarda da benzeri bir davranış kalıbına rastlandığı belirlendi.

Askeri cuntanın gizli polisi, “beceriksiz ezikler”den oluşuyor

“Diktatörlükte Kariyer Yapmak: Baskı ve Darbelerin Ardındaki Gizli Mantık” (Making a Career in Dictatorship: The Secret Logic Behind Repression and Coups – Oxford University Press) adlı kitap şu temel tezi işliyor: Otoriter liderler rejimlerini korumak için illa aşırı uçtaki radikallere ihtiyaç duymazlar. Sistemi sürdürmek için gerekli geniş kadroyu mesleki olarak hayal kırıklığına uğramış, vasat ve geleceğinden endişeli insanları manipüle ederek sağlayabilirler.

The New York Times’ın (NYT) yazarlarından, eski insan hakları avukatı Amanda Taub, iki Alman siyaset bilimci, Adam Scharpf ve Christian Gläßel’in kaleme aldığı kitabın yaklaşımını şu sözlerle tarif ediyor: “Hannah Arendt’in ‘kötülüğün sıradanlığı’ hakkındaki düşünceleriyle, bir işletme okulunun, düşük performans gösteren çalışanlardan en iyi şekilde yararlanma rehberinin bileşimi…”

Kitabın öyküsü ilginç: Genç doktora öğrencisi Scharpf Buenos Aires’te doktora tezi için araştırma yaparken, bir kafede bir hükümet yetkilisi ile buluşur. Yetkili, sohbet sırasında, askeri diktatörlük döneminde, Arjantin’de, rejimin en kirli işlerini yapan istihbarat görevlilerinin “aslında aptallar” olduğunu söyler. Başlangıçta Scharpf bunu bir tür hakaret olarak algılar. Ancak hemen ardından, bunun yetkilinin gerçek düşüncesi olduğunu kavrar. Yani, bu kişiye göre, askeri cuntanın gizli polisi, “beceriksiz ezikler”den oluşmaktadır.  Almanya’daki üniversitesine döndüğünde, bu konuyu meslektaşı Christian Gläßel’e anlatır. Her ikisi de bu konuda sosyal bilimler açısından bir “fırsat” görürler. 

Arjantin ordusu içindeki 4000 subayın kariyer dosyalarının incelenmesi

Doktora sonrası araştırma görevlisi olarak çalıştığı Berlin Hertie School’un web sitesinde bir söyleşisi yayınlanan Christian Gläßel bu düşüncelerinin doğuşunu şöyle anlatıyor: 

“Adam Scharpf ve ben, tarihçilerin ve otoriter rejimler üzerine çeşitli yorumlar yapanların, üst düzey gizli polis ajanlarını sıklıkla ‘vasat’, ‘düşük vasıflı’ veya ‘eğitimsiz’ olarak nitelendirmelerine uzun süredir şaşırıyorduk. Bir diktatör, hayati önem taşıyan bir örgütü neden başarısız kişilere emanet etsin? Kendimizi subayların yerine koyduk ve hangi koşullarda bireylerin diktatörün kirli işlerini yapmaya razı olabileceklerini sorguladık; bunun temel nedenlerinin, gerçekleşmemiş hırslar ve kariyer baskısı olduğunu varsaydık.”

Yazarlar, önce Arjantin’deki 4000 subayın kariyer dosyasını incelerler. Burada, düşük performans gösteren ve meslektaşlarının gerisinde kalan subayların erken dönemde emekliye ayırıldıklarını tespit ederler. Ancak 601. Tabur, bunun kaçınılmaz son olmasının önüne geçiyordu. Düşük performans gösterenlere, gizli polis görevi gören subayların toplandığı bu tabura geçme olanağı sağlanıyordu. Burada birkaç yıl geçirip “kirli işlere” bulaştıktan sonra terfi alınabiliyor ve ardından normal orduya geri dönülebiliyordu. Bu sayede ordunun........

© 10 Haber