menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Topraktan Sofra’ya, Sofradan Dünyaya Bir Mesaj Var

30 0
12.06.2026

Kazdağları’ndaydım.

Oksijenin insanı sersemlettiği, doğanın hâlâ söz sahibi olduğu o güzel coğrafyada…

Ama bu kez sadece bir otelde değil, bir fikrin tam ortasındaydım.

Sofra Dergisi’nin Nadas Kazdağları’nda düzenlediği “Kaz Dağları Üreticileri ile Aynı Sofrada” buluşmasında.

Ve açık söyleyeyim…

Bu sadece bir yemek daveti değildi.

Bu, toprağa sahip çıkan insanların hikâyelerini anlatan bir buluşmaydı.

Sofra Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Esra Sinanoğlu’nun sözleri günün ruhunu çok iyi özetliyordu:

“Bölgenin üreticilerini, yazarlarını ve gastronomi dünyasının farklı paydaşlarını aynı sofrada buluşturabilmek benim için çok kıymetliydi. Paylaşılan hikâyeler, kurulan yeni bağlar ve samimi sohbetler bu buluşmayı daha da anlamlı kıldı. Sofra Dergisi olarak üreticilerimizin yanında olmaya, emeklerini ve hikâyelerini paylaşmaya devam edeceğiz.”

Açıkçası bu buluşmada beni en çok etkileyen şeylerden biri de Sofra Dergisi’nin bu konuyu gündeme taşıma biçimiydi.

Yerel üreticiyi desteklemekten herkes söz ediyor.

Ama bunu gerçekten hayata geçirmek, üreticiyi, şefi, yazarı ve gastronomi dünyasının farklı paydaşlarını aynı masada buluşturmak kolay değil.

Bu nedenle Esra Sinanoğlu ve Sofra ekibini ayrıca kutlamak gerekiyor.

Çünkü bu tür buluşmalar yalnızca bir etkinlik değil, geleceğe bırakılan bir kayıt niteliği taşıyor.

Aynı Masada Buluşan Hikâyeler

O akşam sofraya gelen her şey birkaç kilometre öteden gelmişti.

Domatesin, peynirin, zeytinyağının, balın, kuşkonmazın bir hikâyesi vardı.

Ve o hikâyelerin kahramanları da masadaydı.

Bence gecenin en değerli tarafı buydu.

Yediğiniz ürünün sahibine dönüp soru sorabiliyorsunuz.

Nasıl yetiştirdin?

Neden böyle üretiyorsun?

Bu kadar emeğe nasıl devam ediyorsun?

Şefler Sadece Yemek Yapmaz

Tabii sofrayı özel kılan sadece üreticiler değildi.

O geceyi unutulmaz yapan isimler arasında şefler de vardı.

Özge Şahin, Alican Sabunsoy ve Nadas’ın şefi Çağatay Ataş, bölgenin ürünlerini büyük bir saygıyla yorumlamışlardı.

Tamamı yakın çevredeki üreticilerden gelen ürünlerle hazırlanan menüyü beğenmemek mümkün değildi.

Böyle duyarlı şeflerin varlığı insana umut veriyor.

Özellikle Özge Şahin’in çalışmaları beni ayrıca etkiledi.

Atıksız mutfak üzerine yazdığı kitabın İngilizce yayımlanmış olması Türk gastronomisi adına gerçekten gurur verici.

Kitabını imzalı olarak aldım.

Kendisiyle yaptığımız kapsamlı söyleşiyi de çok yakında yayımlayacağım.

Taştan Bir Otel, Büyük Bir Vizyon

Etkinliğin ev sahibi Süleyman Uysal ve ailesi, Nadas Kazdağları ile bölgenin üretim gücünü bir araya getiren önemli isimlerden.

Nadas Fırın’dan çıkan ekmekler, Uysal Et Ürünleri’nin sunduğu lezzetler ve otelin yaklaşımı aslında yeni nesil turizmin nasıl olması gerektiğine dair güzel bir örnek.

Çünkü artık insanlar sadece konaklamak istemiyor.

Bulunduğu bölgeyi hissetmek istiyor.

Burada bir parantez de Hande Gündoğan’a açmak gerekiyor.

Uzun yıllar Amerika’da yaşamış olmasının getirdiği vizyonu Nadas’ın her köşesinde görmek mümkün.

Özellikle taş yapının ortaya çıkış sürecindeki emeği ve yaklaşımı etkileyiciydi.

İnsan bazen bir mekânın yalnızca mimariyle değil, onu hayal eden insanların bakış açısıyla da şekillendiğini görüyor.

Bazen Bir Zeytinyağı Size Bir Aileyi Anlatır

Kazdağları’nda zeytinyağından söz etmeden olmaz.

Ama itiraf etmeliyim ki gecenin beni en çok etkileyen üreticilerinden biri Özgün Zeytincilik oldu.

Bu yıl 35’inci yıllarını kutlayan aile işletmesinin yağlarını ilk kez tattım.

Ve gerçekten etkilendim.

Yüksek polifenol değerleri…

Olağanüstü........

© 10 Haber