Bir Ağacın Bile Kesilmesine Razı Olmayan Patroniçe: Nurçe Erben Hakan
Yalıkavak’ta yazın sessizlik artık neredeyse lüks.
Trafik, korna sesleri, birbirine karışan müzikler… Birkaç kilometrelik yol bazen insana İstanbul’un akşam trafiğini hatırlatıyor.
Ruins Luxury Resort’un kapısından içeri girdiğimde ilk fark ettiğim şey bina değil, sessizlik oldu.
Dışarıdaki uğultu geride kaldı. Taş duvarların, yıllanmış ağaçların ve denizden gelen rüzgârın arasında başka bir ritim başladı. Sanki Yalıkavak’ın ortasında küçük bir vaha.
Kapıda beni otelin belki de en sahici ev sahibi karşıladı.
Bir ayağı kesilmiş, belli ki burada uzun zamandır yaşayan ve çok sevilen bir köpek. Yatağı hemen girişteydi. Yanına eğildim.
“Demek herkesi önce sen denetliyorsun?”
Kuyruğunu yere vurdu.
“Peki, maaşın iyi mi?”
Başını yatağına doğru çevirdi.
Mesaj açıktı: Yemeği, yuvası ve sevgisi yerindeydi.
O anda bunun birazdan tanışacağım Nurçe Erben Hakan hakkında bana ilk ipucunu verdiğini bilmiyordum.
Röportaj ilerledikçe fark ettim ki Nurçe’nin dünyasında doğa ve hayvan sevgisi, internet sitelerine yazılan sürdürülebilirlik cümlelerinden ibaret değil. Gündelik hayatın içinde; bazen kapının önündeki bir köpekte, bazen kesilmesin diye yönü değiştirilen bir ağaçta karşınıza çıkıyor.
“Beni dedem yetiştirdi”
Karşımda çok genç yaşta büyük sorumluluklar üstlenmiş bir kadın var.
Londra’da eğitim görmüş, dünyayı dolaşmış, farklı kültürleri ve otelcilik anlayışlarını tanımış. Beş dil konuşuyor. Henüz 25 yaşındayken 52 odalı bir otelin sorumluluğunu üstlenmiş. Bugün ailesinin üçüncü kuşak temsilcisi olarak otelleri, restoranları ve yaklaşık 1.500 kişilik ekibi yönetiyor.
Ama onu dinlerken beni asıl etkileyen bunlar olmadı.
Bir ağaçtan söz ederken gözlerinin değişmesi ve dedesini anlatırken sesinin yumuşamasıydı.
“Beni dedem yetiştirdi,” diyor.
Dedesinden ona yalnızca işletmeler değil, bir bakış açısı da kalmış: Çok okumak, düşünmek, insanlara karşı etik olmak, yaşadığın yere değer katmak ve hayallerini gerçekleştirecek cesareti göstermek.
Ruins’te bunun izlerini görmek mümkün. Yapılar mümkün olduğunca ağaçlara göre biçimlenmiş; ağaçlar yapılara göre değil.
“Bir tanesini bile kesmedim,” diyor.
Bir ağacın kesildiğini gördüğünde ağladığını anlatıyor. Kendinden sonra da ağaçların korunması için vasiyetine bununla ilgili maddeler koymuş. Cumartesi günlerini ağaç dikmeye ayırması da bu yüzden şaşırtıcı gelmiyor.
Nurçe için başarı........
