Çerçevesiz siyaset
İçinde halk bulunmayan siyasetin çerçevesi boştur. Bu boşluk ancak yurttaşı özne kılan, onu nesne olmaktan çıkaran örgütlü toplum sayesinde dolar.
ABD’nin açık biçimde desteklediği “Terörsüz Türkiye” projesi, Meclis’te kabul edilen çerçeve yasayla hukuki bir zemine oturtuldu. Yüksek sayıdaki evet oyu, özellikle iyimser liberal çevrelerde barış ve demokrasi zaferi olarak coşkuyla karşılandı. Oysa yasa, yargı organlarının yetki alanını daraltırken yürütmenin, özellikle de Cumhurbaşkanlığı makamının belirleyiciliğini artırıyor. Böylece mevcut güvenlikçi ve otoriter yönetim anlayışı pekiştiriliyor. İhtiyaç duyduğunda anayasayı ihlal edebilen bir iktidar tarafından hazırlanan bu çerçeve yasa, barış ve demokrasi idealini gerçekleştirmekten çok keyfi yönetime yeni bir hukuki meşruiyet alanı açıyor.
Cumhur İttifakı, muhalefeti evet-hayır ikilemine sıkıştırarak süreci kendi kurduğu zeminde yürütmeyi başardı. Özellikle Yeni Parti’nin tutumu kamuoyunda tartışılırken iktidar ortakları, çerçeve yasaya yönelik tepkilerin hedefi olmaktan kurtuldu. Görünen o ki onaylanan bu yasa, seçimlere kadar siyasetin gündeminde ilk sıralarda yer alacak. Rejime özgü çoklu krizler derinleşirken kimlik siyaseti yeniden öne çıkarılacak; iktidar atacağı yasal adımlarla DEM Parti’yi memnun ederek yanına çekmeye........
