menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kadın cinayetleri kader midir?

13 0
09.05.2026

Kadın cinayetleri kader midir?

Kuşkusuz bu kader olarak görülmemeli, devlete egemen olan siyasi yapı ve yaklaşım ile mücadele edilmeli, ayrıca her şekilde örgütlenerek toplum uyarılmalı, bu durumun çarpıklığı anlatılmalı, kadınlarımızı bu korkunç uygulamadan korumak için her şey yapılmalıdır.

Neredeyse her gün şu ya da bu nedenle bir kadının öldürüldüğü ülkemizde böyle bir soru sormak kaçınılmaz olmakta. Yanıtlamanın oldukça zor olduğu bir soru bu. Çünkü, sorunun kökenlerine inildiğinde çok sayıda nedenle karşılaşmak kaçınılmaz oluyor. Görünürde eşler arası uyuşmazlık ve tartışma, aile içi sorunlardan kaynaklı gerginlik, kıskançlık, ekonomik sorunlar, sosyal farklılık gibi çok sayıda nedenin ön plana çıktığı bir gerçek ise de, sorunun daha derinlerde yattığı da gerçektir. Yine bu toplumsal sorunun sosyo-ekonomik, sosyolojik, psikolojik, hukuksal, dinsel ve hatta cinsel nedenlerinin olduğunu da eklemek gerek. Saydığım tüm bu disiplinlerin uzmanı olmadığım gibi, hukukçu sıfatımla sorunun sadece bu yönüne değinmem normal sayılsa da, meslek yaşantımın getirdiği kimi deneyimler nedeniyle ve çok sayıda insan ve sorunla karşılaşmış biri olarak, diğer alanlara girmem olağan sayılmalı. Yanlış ya da eksik yargılara varabileceğimin de farkındayım ama bu sorun ile ilgili olarak, nedense o kadar sınırlı görüş açıklamaları ve çözüm önerileri ortaya konuluyor ki, benim de bir şeyler söylememde sakınca olmaz diye düşünüyorum.

Kuşkusuz, bazı verilere önceliği verdikten sonra olayın nedenlerine geçmek yerinde olacaktır. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun 2025 yılı raporuna göre, 1 Ocak-31 Aralık 2025 döneminde toplam en az 391 kadın erkekler tarafından katledilmiştir. Bu olayların 297’si kesin kadın cinayeti, 94’ü ise kuşkulu ölüm olarak kayıtlara aktarılmıştır. Suç faillerinin kimliklerine bakıldığında, kadınların 137’sinin aile içindeki erkekler tarafından katledildiği, 59 kadının boşandığı veya boşanma aşamasında olduğu erkekler tarafından, 30 kadının ayrılmak istediği veya ayrılmayı reddettiği erkek tarafından, 34 kadının birlikte yaşadığı erkek tarafından, 21 kadının tanıdığı bir erkek tarafından, 8 kadının ailesindeki kadınların bağlantılı olduğu erkek tarafından ve 1 kadının da tanımadığı bir erkek tarafından katledildikleri belirlenmiş, 7 olayda faillerle ilgili bilgi edinilmemiş, kalan 94 olay kuşkulu olarak kayıtlara geçmiştir. 2026 yılının Mart ayı başlarına kadar, yine Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu gibi kuruluşların açıklamalarına göre, 60’dan fazla kadının hayatını kaybettiği raporlanmıştır. Önemli bir saptama ise, kadın cinayetlerindeki artışın yıldan yıla yükselme eğilimi göstermesidir. Öte yandan, daha fazla ayrıntıya girmeksizin belirtmeli ki, geçmiş yıllardaki rakamların bunlardan farklı olmadıkları, hatta bazı yıllardaki sayıların 2025 sayılarından da fazla olduğudur.

Erkeklerin kadınlar tarafından öldürüldüğü sayılar, bu rakamların belki yüzde biri seviyesinde iken, kadınların erkekler tarafından neredeyse “sürekli” denecek ölçüde katledilmeleri bize ne söylemektedir ?! Her şeyden önce, kapitalist bir düzende, ekonomik olarak son derece eşitsiz koşullar altındaki bir ülkede yaşamakta olduğumuzu. Bu konuda yapılan araştırmalarda, kadın cinayetlerinde başta gelen nedenin “ekonomik” olduğu açıkça görülmektedir. Uygulanan ekonomi politikalarının etkisiyle insanların yoksullaşması gerçeği ortaya çıkmakta, yoksullaşmanın getirdiği ağır yükler altında ezilen insanların psikolojileri bozulmakta, basit sorunlar bile öfke patlamalarına yol açmakta, sonu cinayete varan olaylar kaçınılmaz olmaktadır. Çoğunlukla evli çiftler arasındaki uyuşmazlıklar bu nitelikte olduğundan, çözümsüzlüğü yaşayan erkek/kocalar silaha sarılmaktadır. Öte yandan, boşanma davası açan kadınlar da benzer nedenlerle katledilmektedir. Kendisine boşanma davası açılan erkek/koca, ailesine bakamayan,sorun çözemeyen kişi olarak aşağılandığı yolunda bir hissiyata kapılmakta, bunu telafi etme yolu olarak eşini öldürmeyi düşünebilmektedir. Boşanma davası açan veya boşanmış olan kadın eşlerin katledilmelerinin arkasındaki gerçeklerden biri budur. Ayrıca, erkeklerde, “bana yar olmadı, başkasına da olmasın” gibisinden bir gurur etkisinden de söz etmek olasıdır. Kuşkusuz, erkek ve kadın eşlerin kişiliklerindeki farklılık ve çelişkiler, geldikleri ailelerinden edindikleri inanç, düşünce, adet ve alışkanlıkların yarattığı gerilimlerden de bahsetmek gerekir. Özellikle, kimi erkek ve kadınlarda dinsel inanç ve davranış biçimleri üzerinde de durulmalıdır. Buna paralel olarak, kutsal kitap olarak kabul edilen Kuran’ın bir suresinde kadınların dövülebileceği yolundaki ifadenin bile erkeklerin, bu türden şiddete dayalı yaklaşımları........

© Yurtsever