menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çin ve Sosyalizm

32 0
31.03.2026

Çin, Stalin’in 1930’larda sanayileşme hamlesiyle ileri kapitalist ülkelere yetişmeye çalışırken kullandığı zaman kazanma stratejini uyguluyor bir açıdan. Bu hızla giderse Çin on ya da yirmi yıl içinde ABD hegemonyasını yıkabilir.

Benim gibi Sovyetik gelenekten gelen sosyalistler için Çin deyince uzun yıllar boyunca aklımıza köycülük, Türkiye’yi “yarı feodal” sayma sığlığı, akıllara zarar “kırlardan şehirleri kuşatma” stratejisi, “baş çelişki” tutarsızlığı, “üç dünya teorisi” ve hepsinden daha vahimi, tam da bu teori nedeniyle Sovyet düşmanlığı geliyor. Bu siyasi çizginin artık geçmişte kalan pratikleri yazının konusu değil. Ama özellikle SSCB’ye düşmanlıkta öylesine ileri gitmişlerdi ki SSCB’ye karşı ABD ile bile işbirliği yapılır diyorlardı. Kuşkusuz Türkiye’de Maoculuk yiğit devrimciler de üretti ancak Çin ve Maoculuk deyince ilk akla gelen bunlar oluyor. 1960’larda Hruşçov revizyonizmine karşı kısmen devrimci bir çizgiyi savunan Mao, 1970’lerin başında sağa savruldu, ABD başkanı Nixon ile SSCB düşmanlığı temelinde ilkesiz bir yumuşama siyasetini uyguladı. Mao’dan sonra gelen Dınğ (adamın adını İngilizcede Deng diye yazıyorlar çünkü İngilizcede ı ve ğ harfleri yok) ise adeta revizyonizmin simgesi oldu. Türkiye’de ise SSCB sosyalist iken ona düşman olan bazı malum Maocular, SSCB dağıldıktan sonra kapitalist oligarşik Rusya’nın dostu oluverdiler! Bu denli tutarsız bir grubun savunduğu Çin’e uzun süre kuşkuyla baktık. Zaten Çin’in ne idüğü belirsizdi, sosyalist mi kapitalist mi belli değildi. Ne var ki biz dogmatik olmayan Sovyetikler de hata ettik ve Çin’deki yarım sosyalizmi yeterince incelemedik, bardağın dolu tarafına bakmayı beceremedik ve deyim yerindeyse pireye kızıp koca Çin yorganını yaktık!

Kendi adıma ben bu yanlıştan dönmeye ve Çin’deki sosyalizmin başarılarını anlamaya çalışıyorum. Hiç kuşkusuz özellikle SSCB’de sosyalizmin çözülüşü deneyinden sonra hiçbir sosyalist devlete veya partiye körü körüne bağlılığı savunacak halimiz yok, eleştirel mesafemizi ve kendi bağımsız Marksist Leninist bakışımızı korumaktan vazgeçmeyeceğiz. Ancak Çin konusunda artık kafamızı netleştirmemiz gerektiğini ve Çin’deki sosyalizmin yarım haliyle bile çok değerli olduğunu savunmamız gerektiğini düşünüyorum. Gördüğüm kadarıyla Çin’de uzatılmış bir NEP yaşanıyor. Bütün stratejik sektörler ve stratejik üretim araçları devlet tekelinde, bunun yanında özel sermaye ve hatta milyarder işadamları da mevcut. İşte bu yüzden Çin’deki sosyalizm tam değil yarım. Ancak Çin Komünist Partisi de Çin’deki ekonomik sistemi “sosyalist piyasa ekonomisi” olarak tanımlıyor. İlk bakışta bu bize ters geliyor, ama Lenin dönemindeki NEP’i düşünelim: Lenin de güç toplamak için bir süre özel sermayeye izin vermemiş miydi? Biz bilimsel sosyalistlerin maksimalist ve mükemmeliyetçi bir bakışla Çin’deki sosyalist temeli ve sosyalist planlamanın başarılarını küçümsememiz doğru........

© Yurtsever