1 Mayıs siyasallaşmalıdır!
1 Mayıs siyasallaşmalıdır!
Sendikalara küsmek, rakip olarak görmek hatta eleştiri boyutunu ileriye taşıyıp karşı-devrimci saflara itmek gibi durumlara düşmeden solun yeni bir sınıf hareketini örgütlemek ve yeni bir sendikal hareketi inşa etmek gibi önemli bir görevi olduğu açık olmalıdır. Bu tarihsel görevin 1 Mayıs’ı ilgilendiren tarafı ise 1 Mayısların siyasallaştırılmasıdır. Bu olmadan her türlü eleştiri ve tutum kendi kum havuzumuzda oynamak oluyor. Sol ve sosyalist hareketler, siyasetsizliğini ve örgütsüzlüğünü sendikaların tutarsızlığına bağlayarak aşamaz.
1 Mayıs geniş kitleler nezdinde “işçi bayramı”, resmi anlamda ise “emek ve dayanışma günü” olarak kabul ediliyor. Resmi olarak kabul edilmesinin altında işçi sınıfının büyük bir mücadele tarihi bulunuyor. 1 Mayıs’a en güzel tanımı ise işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü olarak ilan eden sosyalistler vermişti. 1 Mayıs’ı 1 Mayıs yapan büyük bedeller ödeyerek mücadele etmiş işçi sınıfı ve sosyalistlerdir. 1 Mayıs 2026’da yine alanlara çıkılacak. Emekçiler, işçiler, sendikalar, sınıf partileri, emek güçleri, emekten yana olanlar alanlarda pankartları, dövizleri ve flamalarıyla yürüyecek, yerlerini alacaklar. En başta sömürüye, yoksulluğa, eşitsizliğe, haksızlığa, gericiliğe, baskıya, adaletsizliğe, tek adam rejimine, emperyalist savaşlara, İran’a yönelik müdahaleye, Filistin’de yaşanan katliama tepkilerini dile getirecekler. Ancak 1 Mayıs’lar sadece toplumun muhalif kesimlerinin sokağa çıktığı, kendilerini duyurmaya çalıştığı bir gün olmanın çok ötesinde sınıflar mücadelesi açısından işçi sınıfının kendi sözünü billur ve etkili bir biçimde söylediği bir gün olarak daha büyük bir anlama sahiptir. İktidardaki burjuvazi, bugün AKP-MHP eliyle, her gün kendi sözünü söylüyor.
İşçi sınıfının sözü toplumda cisimleşmiş durumda mı? Bugün işçi sınıfının sadece ekonomik değil aynı zamanda ve daha önemlisi politik talebi, söylemi, hedefi nedir, ne olmalıdır? Ne yazık ki 1 Mayıs üzerine yapılan tartışmalar, çok uzun zamandır kendi fasit dairesinden çıkamıyor. O fasit dairede dönüp duran “1 Mayıs politikası”, 1 Mayıs’ın politik içeriğini ikame eden bir apolitizme ve kısır polemiklere dönüşmüş durumda. İlki alan, yer, mekân bağlamında tartışılıyor. İkincisi ise sendikal bürokrasiye yönelik eleştiriler üzerinden.1 Mayıslar devrimcilik terazisine konuyor.
Taksim Meydanı’nın 1 Mayıslara yasaklanması, Türkiye sosyalist hareketinin mücadele gündemlerinin elbette başında geliyor. Her türlü yasağın aşılması özelde ise Taksim’in açılması konusu, Türkiye sosyalist hareketinin kuşkusuz tarihi mücadelesi… Ancak 1 Mayısların politik anlamı ve içeriğinin sadece buraya sıkıştırılması1 Mayıs’ın politik içeriğini tamamen örten bir işlev görüyor ne yazık ki. Taksim Meydanı’nı açacak anahtar da aslında siyasal mücadelenin bizatihi kendisidir. Mücadele, direniş ve kararlılık önemlidir, ancak “1 Mayıs eşittir Taksim” denklemi politik bir içerikten ziyade alan-mekân-yer tartışmasına indirgenen teknik bir........
