menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Suriye’de savaş sonrası paylaşımda Türkiye kozlarını kullanabilecek mi?

131 0
18.07.2026

Suriye’de savaş sonrası paylaşımda Türkiye kozlarını kullanabilecek mi?

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın davetiyle katıldığı NATO Ankara Zirvesi’nde ABD Başkanı Donald Trump ile de görüşmesi önemliydi. Türkiye’nin Suriye’nin yeniden inşasına katılması kadar savaş sırasında kaybettiği Arap Yarımadası’na ticaret yollarını açması da önemli. (Foto: Cumhurbaşkanlığı)

Suriye’de savaş gerçekten sona erdi mi? Askerî çatışmaların büyük ölçüde azalması, ülkenin artık barış dönemine girdiği anlamına mı geliyor? Bana göre hayır. Suriye’de savaş bitmedi. Sadece karakter değiştirdi.

Savaşlar artık ateşkesle bitmiyor

Yaklaşık on beş yıl boyunca bu coğrafyanın kaderini tanklar, savaş uçakları, silahlı gruplar ve uluslararası koalisyonlar belirledi. Bugün ise aynı coğrafyada çok farklı aktörler sahneye çıkıyor. Askerlerin yerini yatırım fonları, enerji şirketleri, liman işletmecileri, altyapı konsorsiyumları, kalkınma bankaları, teknoloji firmaları ve egemen varlık fonları alıyor. Dün askerî haritaların çizdiği rekabet alanlarını bugün petrol ve doğal gaz ruhsatları, elektrik şebekeleri, limanlar, demiryolları, veri merkezleri, dijital altyapılar ve ticaret koridorları belirliyor. Modern savaşların son perdesi artık ateşkes değildir. Son perde ekonomik paylaşım masasıdır. Bugün Şam’da yeniden yazılan hikâye yalnızca şehirlerin yeniden inşası değildir. Aynı zamanda Doğu Akdeniz’in, Levant’ın ve Basra Körfezi’ne uzanan yeni ekonomik düzenin nasıl şekilleneceğinin de hikâyesidir. Türkiye açısından temel soru da değişmiştir. Artık mesele Suriye iç savaşında ne kadar etkili olunduğu değildir. Asıl mesele, on beş yılda ödenen ağır askerî, ekonomik ve toplumsal bedellerin barış döneminde kalıcı ekonomik, diplomatik ve stratejik kazanca dönüştürülüp dönüştürülemeyeceğidir.

Savaşın Türkiye’ye ekonomik faturası

Türkiye, Suriye krizinin en ağır yükünü taşıyan ülkelerin başında yer aldı. Şimdi sayıları azalsa da, yaklaşık beş milyon Suriyeli uzun yıllar Türkiye’de yaşadı. Eğitimden sağlığa, sosyal yardımlardan belediye hizmetlerine kadar çok geniş bir alanda kamu kaynakları kullanıldı. Hükümet yetkilileri yıllar içinde bu yükün 100 milyar doların üzerine çıktığını çeşitli vesilelerle dile getirdi. Ancak kamuoyunun daha az konuştuğu bir başka maliyet daha oluştu: jeoekonomik kayıp. Savaş başlamadan önce Suriye, Türkiye açısından yalnızca komşu bir ülke değildi. Aynı zamanda Ürdün, Lübnan, Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerine açılan en kısa ve en düşük maliyetli kara ticaret koridoruydu. 2010 yılında Türkiye ile Suriye arasındaki ticaret hacmi yaklaşık 2,5 milyar dolar seviyesine ulaşmıştı. Daha da önemlisi, her yıl on binlerce Türk TIR’ı Cilvegözü ve Öncüpınar kapılarından geçerek Arap Yarımadası’na ulaşıyordu. İç savaş bu sistemi neredeyse tamamen durdurdu.

Arap yarımadasına ticaret baltalandı

Türk ihracatçısı deniz taşımacılığına yönelmek zorunda kaldı. Ro-Ro hatları yaygınlaştı. Süveyş Kanalı üzerinden çok daha uzun rotalar kullanılmaya başlandı. Nakliye maliyetleri yükseldi. Teslim süreleri uzadı. Sigorta primleri arttı. Özellikle gıda, yaş meyve-sebze, tekstil ve hızlı teslimat gerektiren sektörlerde rekabet gücü önemli ölçüde zayıfladı. Hatay, Gaziantep, Kilis ve Mersin gibi şehirler doğal ticaret hinterlandının önemli bölümünü kaybetti. Türkiye yalnızca Suriye pazarını değil, Levant üzerinden Körfez’e uzanan lojistik üstünlüğünün de önemli bir kısmını geçici olarak yitirdi. Bu nedenle bugün Suriye’nin yeniden ayağa kalkması........

© yetkinreport.com