Fon Krizinde Asıl Soru: Para Nerede, Kim Geri Getirecek?
Fon Krizinde Asıl Soru: Para Nerede, Kim Geri Getirecek?
Borsa ve fon krizlerinde dünya tecrübesinin dersi açık: Parayı takip edin. Haksız kazancı sahibinde bırakmayın. Mağdurun zararını tazmin edin.
Türkiye’nin yaşadığı fon krizinde artık yalnızca “Ne oldu?” diye sormanın anlamı yok. Daha zor soruların zamanı: Para nerede? Kim kazandı, kim kaybetti? Bu yapı nasıl bu kadar büyüdü? Denetim neden zamanında harekete geçmedi? Sorumlular hesap verecek mi? Ve en önemlisi, mağdur yatırımcı parasına nasıl ve ne kadar süratle kavuşacak? SPK’nın 23 Eylül açıklamasına göre yedi portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verildi. Bu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyor. Neredeyse yarım milyon insan. Aileleriyle birlikte düşünüldüğünde, mesele milyonları ilgilendiriyor. Geçiştirilemez.
Herkes konuşuekwn denetim neredeydi? Bu artık birkaç fon yöneticisinin hikâyesi değil; Türkiye sermaye piyasasının güven sınavıdır.
Herkes konuşurken denetim neredeydi?
Çünkü bazı fonlar, düşük likiditeli hisseler, olağandışı getiriler ve değerlemeler uzun zamandır piyasa çevrelerinde konuşuluyordu. Bana da konferanslarda, televizyon mülakatlarında defalarca soruldu; ben de risklere dikkat çektim. Mesele neredeyse kahve sohbetlerine kadar inmişti.
SPK’nın açıklamalarına göre Temmuz 2026’da değerleme düzenlemeleri yapıldı, Ağustos ayında Borsa İstanbul, Takasbank ve MKK ile yoğun çalışmalar yürütüldü ve yeni rehber 28 Ağustos’ta yayımlandı. Düzenlemenin amacı, fonlar üzerinden manipülasyon imkânını sınırlandırmak ve ilişkili taraflar ile olağandışı fiyat hareketlerinden kaynaklanan sistemik riskleri önlemekti. Öyleyse soralım: İlk alarm ne zaman çaldı? Kim gördü? Kim raporladı? Kim müdahale etti? Kim geç kaldı? Gecikmiş denetimin faturasını yatırımcı ödüyorsa, yalnız işlemleri yapanların değil, sistemi gözetmekle yükümlü mekanizmaların da hesabı verilmelidir.
Para gitti diye dosya kapanmaz
Bernard Madoff vakasının Türkiye açısından asıl öğretici tarafı dolandırıcılığın büyüklüğü değil, sonrasında yapılanlardır. 2008’deki yaklaşık 65 milyar dolarlık “Ponzi şeması” ya da “saadet zinciri” dolandırıcılığı patladığında, Amerikan sistemi “Para gitti, geçmiş olsun” demedi. Paranın peşine düştü. Mahkemenin atadığı kayyum yıllarca banka hesaplarını, transferleri, malvarlıklarını ve sistemden kazanç sağlayanları takip etti. Ağustos 2026 itibarıyla yaklaşık 15,5 milyar dolar geri kazanılmış veya geri kazanılması konusunda anlaşmaya varılmış; yaklaşık 14,8 milyar dolar müşteri fonundan dağıtılmış durumda. ABD Adalet Bakanlığı’nın ayrı mağdur fonu da 4,3 milyar doların üzerinde parayı 127 ülkedeki 40 binden fazla mağdura........
