Dört Boğaz, Tek Enerji Krizi: Dünya Petrolünün Damarları Daralıyor
Dört Boğaz, Tek Enerji Krizi: Dünya Petrolünün Damarları Daralıyor
Yemen’de Husilerin hükümet güçlerine son saldırısıyla Meyyun Adası’nı ele geçirmeleri sadece Babülmendep Boğazı’nda gemi trafiğinin dramatik biçimde düşmesiyle enerji sıkıntısının biraz daha artması anlamına gelmiyor. Hürmüz, Babülmendep, Karadeniz ve Malakka aynı anda kırılganlaşıyor. Suudi Arabistan’ın petrol arzı otuz yılı aşkın sürenin en düşük düzeyine gerilerken, motorin fiyatları rekor kırıyor. Türkiye artık petrol fiyatını tahmin etmekten çok, 120–150 dolarlık bir dünyaya nasıl dayanacağını düşünmek zorunda.
Dünya enerji piyasasında artık tek bir petrol krizinden söz etmiyoruz.
Önümüzde çok daha tehlikeli bir ihtimal var: aynı anda birden fazla stratejik deniz geçidinin, limanın ve ihracat koridorunun baskı altına girdiği sistemik bir enerji şoku.
Hürmüz zaten ağır yara aldı. Babülmendep ve Kızıldeniz giderek daha tehlikeli hale geliyor. Karadeniz’de Rusya-Ukrayna savaşının genişlemesi ihtimali masada. Malakka ise Çin’in enerji güvenliğinin en hassas noktalarından biri olmaya devam ediyor.
Bu dört arterden ikisi bile aynı anda ciddi biçimde aksarsa, mesele petrolün 100 mü, 120 mi dolar olduğu olmaktan çıkar.
Küresel ekonominin dolaşım sistemi sorgulanmaya başlar.
S. Arabistan’ın tampon gücü eriyor
Bugün en çarpıcı gelişmelerden biri Suudi Arabistan’da yaşanıyor.
Sadece Suudi Veliaht Prensi’nin ABD Başkanından Husi’lere karşı iki kez yardım istediği ve alamadığı için değil.
Uluslararası Enerji Ajansı’na göre Suudi petrol arzı ağustosta bir ay öncesine göre yaklaşık 2,3 milyon varil/gün düşerek 6 milyon varile geriledi. Bu, otuz yılı aşkın sürenin en düşük seviyelerinden biri.
Suudi ham petrol yüklemeleri de yaklaşık 1,1 milyon varil/gün azalarak 3,5 milyon varil civarına düştü.
Bu rakamların önemi yalnız Suudi Arabistan’ın dünyanın en büyük petrol ihracatçılarından biri olmasından kaynaklanmıyor.
Riyad yıllardır küresel petrol piyasasının “son çare üreticisi” olarak görülüyordu. Başka yerde kriz çıktığında musluğu biraz daha açabilecek ülke Suudi Arabistan’dı.
Şimdi şu soruyu sormak zorundayız: Ya son çare üreticisinin kendisi kriz bölgesine dönüşürse?
Abqaiq, Cizan, Yanbu, tanker güzergâhları ve Kızıldeniz aynı anda güvenlik baskısı altına girerse, Suudi Arabistan’ın yalnız üretimi değil, petrolü dünya pazarına çıkarabilme kapasitesi de sorgulanır.
Bu, petrol piyasasının psikolojisini çok hızlı bozabilir.
Babülmendep artık teorik risk değil
Son gelişmeler bu tehlikeyi daha somut hale getirdi.
Husiler ile hükümet güçleri arasındaki çatışmalar şiddetlenirken, Babülmendep Boğazı’nı kontrol eden stratejik Meyyun Adası’nın 18 saatlik bir çatışma ardından Husilerin eline geçmesi bunu son kanıtı.
Meyyun — diğer adıyla Perim — küçük bir ada olabilir.
Ama bulunduğu yer küçücük değildir.
Kızıldeniz’i Aden Körfezi ve Hint Okyanusu’na bağlayan Babülmendep’in tam üzerinde oturuyor. Süveyş Kanalı’nı kullanarak Avrupa ile Asya arasında seyreden gemiler bu geçitten geçmek zorunda.
Hürmüz’deki tıkanma nedeniyle Körfez petrolünün bir bölümünün Kızıldeniz ve Suudi Arabistan’ın batı terminallerine yönelmesinin önem kazandığı bir dönemde, şimdi alternatif güzergâhın kendisi de baskı altında.
Gemi hareketlerindeki düşüş bunun ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor.
Kriz öncesinde Babülmendep’ten günde ortalama 70–75 ticari gemi geçerken, son üç günde toplam geçiş sayısının yalnızca 79 gemiye kadar düştüğü bildiriliyor.
Yani günlük hareket kabaca üçte bire kadar inmiş durumda.
120 dolar artık uç senaryo değil
Bir enerji krizinde en tehlikeli kelime bazen “yokluk” değildir.
Sigortacının tereddüdü,
Birkaç saldırı, birkaç mayın tehdidi veya bir adanın kontrolünün el........
