menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Modern Seyyahların Piri Bir Çizgi Roman Kahramanı: Corto Maltese

40 0
05.07.2026

Modern Seyyahların Piri Bir Çizgi Roman Kahramanı: Corto Maltese

Jules Verne’le başlayan büyük yazarların eserlerinden epey sonra tanıdığım ama hepsinden fazla seyahat dürtüsü uyandıran bir çizgi roman kahramanı oldu: Corto Maltese. (Görsel: Corto Maltese’nin Angoulêm’deki heykeli.https://www.angouleme-tourisme.com/en/cultural-heritage/corto-maltese-statue/)

Bizi biz yapan, kişiliğimizi, isteklerimizi, meraklarımızı, hayattaki amaçlarımızı, beklentilerimizi şekillendiren şüphesiz çocukluk yaşantımızdır. İnternet çağı çocukları için bu artık geçerli olmayabilir ama neden seyahat ederiz, kişide seyahat etme arzusu uyandıran nedir sorusunun cevabını  geçtiğimiz yüzyılda doğmuş olanların çocukluk çağında arayacak olursak yanıt bellidir: Kitaplar!

Jules Verne’in açtığı yol

Çocukluğumda Jules Verne kitaplarını okurken hep hülyalara dalardım (24 yaşında Fransızca öğrenmeye başlama motivasyonlarımdan biri). Bütün eserlerini çok sevdim ama içlerinden ikisinin yeri apayrı, Kaptan Grant’ın Çocukları (Les Enfant du Capitaine Grant) ve Dünyanın Ucundaki Fener (Le Phare du Bout du Monde). Çocuk aklımla okuduğum her iki kitapta da Patagonya’nın bozkırları, And Dağları’nın bitiş noktası Torres del Paine ve elbette Tierra del Fuego (Ateş Toprakları), Macellan Boğazı öyle güzel anlatılmıştı ki bir gün mutlaka görmemeliyim diye hayaller kurmuştum. Punta Arenas havaalanına inip, Ruta del Fin del Mundo (Dünyanın Sonu Yolu) panolarını, uçsuz bucaksız Ateş Topraklarını, kıyısındaki penguen kolonilerini görüp çocukluk hayallerimin gerçekleştiği günlerde “artık ölsem de gam yemem” dediğimi hatırlıyorum.

Çocukluğumun kahramanlarının bir diğeri yine bir Fransızdı. Kaptan Jacques Yves Cousteau gemisi Calypso ile (2017 yılında onarıma getirildiği Yalova’da tamamen yanıp kül olduğunda çok canım yanmıştı) dünyayı gezerken çektiği belgeselleri Mavi Dünya ve Yaşayan Deniz ile kâh Amazon’un kollarında piranaların peşinde, kâh Avusturalya’nın mercan resiflerinde bütün bir nesli gezdirirdi. Siyah-beyaz tek kanallı televizyonun önüne geçip pek çok akranım gibi her pazar sabahı önümde açılacak ufukları merakla beklerdim. İnternetsiz, Google’sız, yapay zekâsız zamanlarda kocaman atlası, ansiklopedileri önüme açıp kaptanın gezdiği yerleri bir parça daha anlamaya çalışır, çocuk aklımla dünyanın bir ucundaki memleketleri tahayyül ederdim veya etmeye çalışırdım.  Elbette şimdiye göre bin kat daha uzun sürerdi ama samanlıkta iğne ararcasına çocuk yaşımda edindiğim bilgiler asla uçup gitmedi, ansiklopedilerdeki diyarları bir gün görme hayalim o zamanlarda başladı.

Büyük ustaların rehberliğinde

Jules Verne’den sonra “bir insan güvenli bir limanda çürümektense, fırtınalarda yelken açmalıdır” sözünü düstur eden Jack London ile tanıştım. Vahşetin Çağrısı, Beyaz Diş çocukluktan gençliğe geçerken başucu kitaplarım oldu.

Ardından Hemigway geldi. Çanlar Kimin İçin Çalıyor, Güneş de Doğar ile İspanya’yı, İhtiyar Adam ve Deniz’le Karayipleri, Klimanjaro’nun Karları ile Afrika’yı ve Paris Bir Şenliktir ile Paris’i görmeden hayallerini kurdum.

Marquez ile Kolombiya’yı ve Latin Amerika’yı düşledim. Umberto Eco’nun hayal gücü ve devasa birikimiyle bazen Pasifik’te zaman çizgisindeki bir adada yaşamanın nasıl bir şey olduğunu düşündüm, bazen Alp dağlarının eteklerindeki manastırlardaki rahipler neler yapardı diye sordum.

Altı bin Yunan adası içinden tatil  için Korfu’yu seçmemin veya bir gün Mısır’a gidecek olursam piramitlerden,........

© yetkinreport.com