menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yavaş’ın Erdoğan’la görüşmesi ne teslim ne isyan; başka türlü bir şey

80 0
10.09.2026

Yavaş’ın Erdoğan’la görüşmesi ne teslim ne isyan; başka türlü bir şey

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Yavaş’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan randevu isteyip görüşmesi siyasetin gündemini değiştirdi. (Foto: Cumhurbaşkanlığı)

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile baş başa görüşmesi siyasi gündemi değiştirdi. Yavaş’ın 9 Eylül’de Kemal Kılıçdaroğlu’nun mahkeme kararıyla yeniden yönetimine geldiği CHP’nin kuruluş yıl dönümüne katılması, kimi yorumculara göre Erdoğan’a teslim olduğu, AK Parti’ye katılmasa dahi üstünlüğünü kabul edip yarıştan çekildiği anlamına geliyordu. Zaten hemen her gün iktidar çizgisindeki medyada onun da tutuklanıp hapse atılacağı iddiaları konuşuluyordu, yazılıyordu. Şu ya da bu şekilde Cumhurbaşkanlığı mücadelesinden çekileceği iddiası sadece Yavaş’ın siyasi müttefiklerinin ve rakiplerinin değil, Türkiye’de siyasetin nereye doğru gideceğini, Erdoğan’ın önümüzdeki seçimlerde rakipsiz mi kalacağını merak eden ülkelerin ve yatırımcıların da ilgisini çekiyordu. Bu yorumların yayılması üzerine Yavaş 10 Eylül öğleden sonra X sosyal medya hesabından uzun ve ayrıntılı bir açıklama yaptı. Yavaş’ın açıklamasının tam metnini yazının ilerleyen bölümlerinde bulacaksınız, ama neyin ne olduğunu daha iyi anlayabilmek için verdiği mesajları tahlil etmek gerekiyor.

• Erdoğan’la kendisi görüşmek istemişti; 26 Ağustos’ta Ahlat’taki Malazgirt töreninden dönüşünde Cumhurbaşkanı’nı karşılamaya gidip görüşmek istediğini söylemişti. Bürokrasiyi aradan çıkarmıştı; bu önemli ayrıntıydı, belki de o aşamada başka kimsenin bilmemesini istemişti. • Sadece Ankara’nın çözüm bekleyen sorunlarını konuşmuşlardı. Kredisi dahi hazır olan metro projesi bunlar arasındaydı. “Başkanlık sistemi” bazı büyük yatırımlar için “merkezi idarenin” onayını gerektiriyordu; gerekirse yine görüşürdü. • Yavaş görüşmeyi hem Kılıçdaroğlu hem de Yeni Parti lideri Özgür Özel’e önceden söylemişti. İkisi de “rahatsız olmamıştı”. Olsalardı “gereğini yapardı”. • Böylelikle Yavaş iki genel merkezin de kendisine siyaseten ihtiyaç duyduğunun farkında olduğunu vurguluyordu, bu örtülü restle gerekirse bağımsız hareket edebileceğini ima ediyordu. • Ne CHP’den ayrılıyor ne de CHP-Yeni Parti mücadelesinin parçası olmak istiyor, “her iki genel merkezdeki” öfkenin yatışmasını bekliyor, kendisini “sağduyulu zeminin koruyucusu” olarak konumlandırıyor. • Adeta hem Kılıçdaroğlu’na hem de Özel’e “Kavganız bittiğinde ben buradayım” diyor, kendi oy potansiyelinin iki partinin toplamından fazla olabileceği tahliliyle adeta Erdoğan’a gerçekçi rakip olarak kendisinin kaldığı mesajını veriyordu.

ABB’deki seçim örneği

Yavaş’ın açıklamasında verdiği bir örnek hem CHP hem Yeni Parti yönetimlerine hitap ediyordu. “Üsküdar’da neler olduğunu gördük” sözleriyle AK Parti’nin seçimle kaybettiği Üsküdar Belediyesi’ni yargı soruşturmaları ve siyasi transferlerle almasında CHP-Yeni Parti çatışmasının yol açtığı zemini eleştiriyordu. Yayınında verdiği örnek, 7 Eylül’de ABB’de, tutuklanan Emre Doğan’ın yerine yapılan seçimdi. AK Partili Oğulcan Sağlam’ın 59 oyuna karşı CHP ve Yeni Parti’nin ortak adayı Naki Demir 70 oyla seçilmişti. 7 oy boş çıkmış, 1 oy geçersiz sayılmıştı. Yavaş ise seçime katılmamıştı. Seçim, Erdoğan’ın Beştepe’de randevu vermesinden iki gün önceydi; Erdoğan görüşmeden önce muhtemelen ABB’deki seçimde neler olduğunu öğrenmişti. Yavaş ise bu örneği vererek, CHP’den istifa edip AK Parti’ye geçecek olsa böyle bir örneğe gerek duymayacağını söylemek istiyordu. Yavaş’ın hamlesinin Özel’in 2024 seçimleri sonrasındaki “normalleşme” hamlesinden farkı, Cumhurbaşkanı’nın seçilmiş otoritesini tanıdığını gösterirken, çerçeveyi başkent belediye başkanıyla Cumhurbaşkanı arasındaki yasal........

© yetkinreport.com