menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Terörsüz Türkiye” Raporu: Yeni Bir Barış Mimarisine Doğru mu?

35 95
19.02.2026

“Terörsüz Türkiye” Raporu: Yeni Bir Barış Mimarisine Doğru mu?

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş yönetiminde 5 Ağustos 2025’te başlatılan çalışmalar 18 Şubat 2026’da tamamlandı. Terörsüz Türkiye hedefiyle hazırlanan rapor, geçiş dönemi hukuku öngörüsüyle yeni bir barış mimarisi öneriyor. (Foto: TBMM Basın)

Türkiye, Kürt meselesini uzun yıllardır iki eksen üzerinden yönetmeye çalıştı: güvenlik ve siyasi irade. Ancak bu iki eksen kalıcı bir kurumsal çerçeveye dönüşmedi. Süreçler başladı, umutlar yükseldi; fakat hukuki ve kurumsal mimari inşa edilemediği için sürdürülebilir bir barış zemini oluşmadı. TBMM bünyesinde hazırlanan ve 18 Şubatta oylanan yaklaşık 60 sayfalık “Terörsüz Türkiye” raporu bu nedenle kritik bir eşikte duruyor. Basına yansıyan bilgilere göre rapor, yalnızca silahların susmasını değil, silahların susmasından sonra nasıl bir hukuki ve kurumsal düzen kurulacağını tartışmaya açıyor. Nihai metin henüz kamuoyuna açıklanmadı ve değişiklik ihtimali var. Ancak mevcut çerçeve bile önemli bir zihinsel kaymaya işaret ediyor. Asıl soru şu: Bu rapor bir güvenlik belgesi mi? Yoksa Türkiye ilk kez sistematik bir geçiş dönemi hukuku ve barış mimarisi tartışmasını mı başlatıyor?

Güvenlik, Hukuk, Kurumsallaşma

Basına yansıyan bilgilere göre rapor üç temel eksen üzerine inşa ediliyor: 1- Silahsızlanmanın doğrulanması ve örgütsel tasfiyenin tespiti 2- Geçiş sürecini yönetecek özel hukuki düzenlemeler 3- Demokratikleşme ve toplumsal bütünleşmeye yönelik öneriler Bu üçlü yapı tesadüfi değil. Çatışma çözümü literatüründe “DDR ” olarak bilinen yaklaşımı hatırlatıyor: Silahsızlanma, demobilizasyon ve yeniden entegrasyon; fakat buna ek olarak kurumsal reform. Uluslararası deneyim şunu gösteriyor: Silah bırakmak tek başına barış değildir. Silah bırakmanın doğrulanması, hukuki çerçeveye oturtulması ve toplumsal entegrasyonla desteklenmesi gerekir. Türkiye’nin rapor çerçevesi, klasik güvenlikçi yaklaşımdan daha kurumsal bir yönelime işaret ediyor. Bu önemli bir eşik.

Doğrulama: Teknik mi, Siyasi mi?

Raporun özellikle “örgütün feshi ve silah bırakmanın devlet tarafından resmi olarak teyidi” konusuna vurgu yaptığı görülüyor. Bu teknik gibi görünen ama siyasi açıdan kritik bir başlık. Çünkü doğrulama mekanizması, sürecin güvenilirliğini belirler. Kilit soru şu: Bu süreç yalnızca güvenlik bürokrasisinin iç mekanizmalarıyla mı yürütülecek? Yoksa şeffaflık ve güven üretici unsurlar içerecek mi?........

© yetkinreport.com