menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

GİRESUN'UN İÇİNDE TÜRKÜSÜNE YÖRESEL AĞIZ ÜZERİNDEN ELEŞTİREL BİR YAKLAŞIM

10 0
24.02.2026

Vuruldum düştüm yereGidemedum uzağaNe edelum sevduğumDüşürdiler tuzağa.

Girişteki dörtlüğü, “ Giresun'un İçinde” adlı ağıt türkünün bağlantı (kavuştak)  bölümünden alıntıladım.  Birbirini çok seven iki genç, Ömer ve Feride! Ne yazık ki Ömer pusuya düşürülüp öldürülür. Sonrası bu ağıt türkü!   Bu türküyü her dinlediğimde burnumun direği sızlar, yüreğim burkulur…  Şöyledir, ağıt türkünün konusu: Giresun'un bir köyünde,  güzeller güzeli genç kız Feride ve yiğit, mert delikanlı Ömer birbirini severler. Nişanlanıp evleneceklerdir. Köyün varlıklı ailelerinden birinin şımarık, zorba oğlu Musa, Feride'ye göz koyar. Besleme çeteleriyle Ömer'in yoluna çıkar.  Döverek Ömer'i sevdasından vazgeçirmek ister; fakat nafile… Ömer ne yılar,  ne geri adım atar! Aileler aralarında anlaşırlar. Bir gece, Ömer, Feride'yi kaçıracak ve iki genç muradına erecektir. Ne var ki kaçarlarken hiç hesapta olmayan bir durumla karşılaşırlar. Musa bu gizli planı öğrenmiş, köyün çıkışında beslemeleriyle pusuya yatmıştır. . Ömer mertçe vuruşur fakat Musa kalleştir. Bıçakla Ömer'i yüzünden yaralar. Ömer güçlü kuvvetlidir; son bir hamle ile Musa'nın elinden bıçağı alır.  Bağrına saplamak üzere kolunu kaldırdığında arkadaki beslemeler Ömer'i kurşun yağmuruna tutar. Sırtında tam altı kurşun yarası vardır. Ömer kanlar içinde yere yığılır; gücü tükenmiştir. Kalleş Musa, Ömer'in elinden bıçağı alır ve gaddarca karnına saplar. Beslemeleri ile birlikte olay yerinden uzaklaşırlar. Koyu karanlıkta Feride'nin acı feryatları… Ve bu ağıt türkü böyle doğar. Acı bir sestir, ağıt türküler; acı bir çığlık.  Kaynak kişisi Ali Osman Öz Yakupoğlu ve Mustafa Küçük olan bu türküyü 1989 yılında, ses sanatçısı, besteci,  müzikolog Diyarbakır doğumlu Azize Gürses derleyip notaya almıştır.Bakmayın gülüp söylediğime. Duygusal biriyimdir. Ağıt türküleri her dinlediğimde gözlerim nemlenir.  Koyu bir hüzün bulutu çöker içime.  Uzun süre kendime gelemem.  İşte Nevşehir yöresinden “Kızılırmak parça parça olaydın / Her parçanı bir diyara salaydın / Sen de benim gibi öksüz kalaydın” sözleriyle başlayan bir ağıt türkü… İşte “Maraş'tan bir haber geldi /  Dediler ki Merik öldü / Keşke Merik ölmeseydi / Kesilseydi elim kolum” sözleriyle başlayan Kahramanmaraş türküsü. İşte “Gömdüm oğul seni toprağa gömdüm / Kanlı gözyaşımla pınara döndüm” sözleriyle başlayan bir başka ağıt türkü! Ve yürek yakan daha nice ağıt türküler…  “Giresun'un İçinde” türküsündeki şu dizeye bakar mısınız? Hangi yürek dayanır, şu sözlere: Altı kurşun attılar / Üç de bıçak yarası! İşte, ağıt türküsü: Giresun'un içinde İki sokak arasıAltı kurşun attılarİki ( de) piçak yarasi(Bağlantı) Giresun'un içinde Yeşil fındık bahçesi Vurdilar sevduğumi Yere düştü kopçasi       (Bağlantı)Vuruldum sevduceğumKanar yüreğum kanarAlamadum ben seniYanar yüreğim yanar(Bağlantı) Söyleyiş doğal, anlatım yalın, duru, akıcı! Ne zorlama bir söz var ne zorlama bir kurgu.  Yürek yakan bir Giresun türküsü, bu!  Ezgisiyle, tınısıyla sesiyle, soluğuyla Giresun! Ya yazıldığı ya da okunduğu dil? Bu ağıt türküde kullanılan bazı sözcükler,  tam anlamıyla Giresun yöresi ağız özellikleriyle uyuşuyor mu? Açmaz bu! Türküde kullanılan bazı sözcüklerin söylenişleri Giresun yöresi ağız özelliklerine uygun değil!  Dolayısıyla Giresun'un yöresel ağız özellikleri tam olarak yansıtılmamış, bu ağıt türküde. Bu yönden eleştirilerim var. Bir eleştirim de yapı ve içerikle ilgili.   Bu,  somut, veriye dayalı bir eleştiri olacak. Bu nedenle, eleştirimi, TRT Müzik Dairesi Yayınları Türk Halk Müziği Repertuar - Sıra No:  3618 ile kayıt altına alınan nota ve metin (türkü sözü)  üzerinden yapacağım.     Öncelikle belirtmeliyim ki türkünün bazı dizelerinde farklı söylemler söz konusu. Bazı ses sanatçıları  “İki de piçak yarası” yerine “Üc de piçak yarası”  söylemini; “Vurdular sevduğumi” yerine “Vurdular Feride'mi” söylemini; “Yere düştü kopçasi” yerine “Yere düştü bohçasi” söylemini; yine “Ne edelum sevduğum” yerine “Ne edelum Feride'm” söylemini yeğliyor. Bunlar olabiliyor. O ya da bu söylem ağıt türkünün konu bütünlüğünü bozmuyor. Dahası bu farklı söylem,  türküye canlılık katıyor. Türkü yedili hece ölçüsü üzerine kurgulanmış. Bu kurgu bir dizede bozuluyor: İki de piçak yarası! Dizeden anlamı güçlendirme,  pekiştirme amaçlı kullanılan “de” çıkarıldığında, hece ölçüsü de yerine oturuyor. Sakin bir ırmak gibi akıyor, ağıt türkü; fakat beni rahatsız eden bir yanı var.  Her dinlediğimde, sözlerindeki yöreye uygun olmayan bazı sözcükler kulağımı tırmalıyor.  Bu Giresun yöresinden mi derlendi yoksa Trabzon yöresinden mi diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Haksız da sayılmam.  Giresun yöresi ağızında “bıçak” yerine “piçak”; “gidemedim” yerine “gidemedum” kullanılmaz! Yine Giresun yöresi ağızımızda “vurdilar” denmez “vurdular” denilir;  “kopçesi” denilmez “gopcası” denilir. Yeniler bilmeyebilir kopça, düğme anlamındadır.   Yine “ne edelum” denilmez “ne edelim” denilir. Ayrıca “sevduğum / sevduceğum” denilmez “sevdiğim / sevdiceğim”;  “alamadum” yerine “alamadım” denilir.  Ağızlar çok kıymetlidir; dilin tuzu biberi dahası varsıllığıdır. Ben biliyorum ki ağıt türküde geçen bazı sözcükler Giresun yöresi ağızına yabancı! Yine ben biliyorum ki bu ağız özellikleri Trabzon yöresi ile ilgili. Akla şu soru geliyor? Bu ağıt türkünün sözleri neden Giresun yöresi ağzına uygun yazıya geçirilmemiş? Ne yapalım repertuvara böyle girmiş, böyle kayıt altına alınmış demek doğru değil! Bunun mutlaka bir açıklaması olmalı!  Ben, bunun, derleyen hanımefendiden kaynaklanmış olduğunu düşünüyorum. Kuşkusuz çok değerli bir ses sanatçısı, derlemeci, müzikolog Diyarbakırlı Azize Gürses. Zahmet etmiş, Giresun'a gelmiş; kaynak kişilerden derleyip notaya alarak bu ağıt türküyü kayda geçirerek geniş kitlelere duyurmuş. Kendisine müteşekkirim. Eksiği, noksanı yok mu? Var! Yöresel ağızları karıştırmak! Giresun yöresel ağızına vakıf olmadığını düşünüyorum. Oysaki komşu iki ilin ağız özellikleri önemli farklılıklar gösterir. Örnek mi? İşte Trabzon yöresi bir türkünün sözleri:  “Trabzon'un feneri / İki defa döneyi / Geldi Ordu vapuru / Limana mı gireyi”  Bu türkü Giresun yöresine ait olsaydı “döneyi / gireyi” söylemleri kullanılmaz;  “dönüyü / giriyu” söylemleri kullanılırdı. Bu hususa dikkat edilmediği açık! Bütün kusur, hata Azize hanımın mı? Hayır! Kaynak kişilerin hatası, kusuru yok mu? Türk halk müziğine gönül vermiş, emek vermiş Giresunlu müzikolog ya da ses sanatçıları bu ağıt türküdeki yöre ağzına uymayan sözcükleri fark etmediler mi? Konuyla ilgili soruları çoğaltabiliriz fakat nafile! Ok yaydan çıkmıştır bir kere! İçerikle ilgili eleştirim olduğunu söylemiştim.  Türkülerin bir öyküsü vardır. Bu türkünün de öyle! Taradığım kaynaklarda,   ağıt türküye konu olan olayın Giresun'un bir köyünde yaşandığı dile getirilir.   Bu ağıt türküde gösterilen mekân, köy çıkışı ya da kırsal kesim değil Giresun'un içi! Dahası iki sokak arası! Ömer'in öldürüldüğü mekân ile ağıt türküde yer alan mekânda bir uyumsuzluk yok mu? Her türkü çok kıymetlidir. Bu yalın bir gerçek! Bu yüzden Bedri Rahmi köy türkülerini çok önemsiyor; bu yüzden köy türkülerine  övgüler düzüyor. Şöyle söylüyor büyük usta: Ah bu türkülerTürkülerimizAna sütü gibi candanAna sütü gibi temizTürkülerde tüter dağ dağ, yayla yaylaKöyümüz, köylümüz, memleketimiz. Kuşkusuz,  türkülerin ya da köy türkülerinin yöreye özgü bir sesi, bir tınısı,  bir rengi, bir kokusu, bir tadı, bir tarzı, tavrı var. Bu yüzden yöreseldir. Bu yüzden Kırşehir yöresi türküleri başka yörelerin, örneğin Diyarbakır yöresinin türkülerine benzemez.  Bu yüzden güzeldir, türkülerimiz; o yüzden duygulu, dokunaklı, coşkulu…  Her bir türkü güzide bir kır çiçeğidir. Derlerken, kayda geçirirken sözüne, tınısına, sesine soluğuna, özüne, ruhuna dahası dokusuna çok dikkat etmeliyiz. Etmezsek çiçeği /çiçekleri soldururuz! Yazık olur! “Giresun'un İçinde” türküsünü her dinleyişimde bu yüzden içime bir burukluk düşmüyor değil,  yüreğim burkulmuyor değil!


© Yeşilgiresun