EYLÜL DE TOPARLANIP GİDİYOR...
Takvimde bir ay, insanın ömründe ise başlı başına bir mevsimdir Eylül. Ne bütünüyle yazdır ne de henüz sonbahar. Bir vedanın eşiğinde durur. Giden yazın ardından sessizce bakarken yaklaşan kışın soğuğunu henüz taşımamıştır. Belki de bu yüzden insanın kendisiyle en çok konuştuğu zamandır. Sabahları güneş başka doğar, akşamları hüzün başka çöker. Ağaçların yapraklarında sarının ilk tonları belirir; hafif bir rüzgâr, yazdan kalan sıcaklığı usulca alıp götürür. Sokaklar sessizleşir, gökyüzü derinleşir. Eylül, bütün bunlarla birlikte bize geçip giden zamanı hatırlatır.
Çocukluğumuzun Eylülleri düşer aklımıza: Okul çantalarının hazırlandığı, yeni defterlerin kokusunun evlere yayıldığı günler. Yaz tatilinin sona erdiğini anlayıp biraz buruk, biraz heyecanlı yeni bir başlangıca hazırlandığımız zamanlar. Sonra büyürüz. Defterlerin yerini hayat alır. Eylül geldiğinde artık okul zillerinden çok, geride bıraktıklarımızın sesi duyulur içimizde.
Bir fotoğraf çıkar karşımıza, bir şarkı çalar, tanıdık bir sokaktan geçer ya da bir kokuya rastlarız. Yıllar önce........
