NATO 3.0 MI FABRİKA AYARLARI MI?
Sovyetler Birliği'nin parçalanıp Birinci Soğuk Savaş'ın bitmesinin ardından kimlik bunalımına düşen NATO ittifakının iki kimlik dönüşümü hamlesinin de Türkiye'deki zirvelere denk gelmesi tarihin cilvesi olsa gerek. 2004 yılında Kuzey Atlantik İttifakı'nın yeni sürümü 2.0'ın yürürlüğe konduğu zirve İstanbul'da düzenlenmişti. Geçen zamana nispetle tam bir vizyonsuzluk içerdiği anlaşılan bu perspektif, 11 Eylül 2001 saldırılarından da ders almayarak ittifakı “kriz yönetimi, istikrar operasyonları ve ortaklık politikaları” gibi dar bir alana hapsetmişti. Rusya'nın 2008 yılında Gürcistan'a saldırısına yanıt üretemeyen bu vizyonsuzluk, 2014 yılında Rusya'nın Kırım'ı ilhakına da reaksiyon gösterememiş, sonuç Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un meseleyi idrak etmekten tamamen uzak “NATO'nun beyin ölümü gerçekleştirmiştir” teşhisine kadar gelmişti. Gerek Donald Trump'ın temsil ettiği zihniyetin ABD'de başkanlık makamına gelişi gerekse Ukrayna-Rusya Savaşı'nın ikinci perdesinin 2022 yılında açılışı NATO'yu bir kez daha varoluşsal arayışlara ve kimliğini yeniden belirleme arayışına itti. Ankara'da düzenlenecek zirveye hazırlık kapsamında 18 Haziran'da Brüksel'de biraraya gelen ittifakın savunma bakanları, ittifakın caydırıcılık ve savunma kapasitesinin artırılmasına odaklanma konusunda uzlaştılar. ABD Savunma Bakanı Hegseth'in verdiği mesajlar, Avrupa'nın artık kendi savunmasını finanse ve organize etme konusunda rüştünü ispat etmesi gerektiği yönündeydi. Hegseth, “NATO 3.0 hedefinin” ittifakı sert güce ve gerçek caydırıcılığa odaklanan gerçek bir askeri ittifaka dönüştürmek olduğunu vurgularken, ittifakın Avrupa'nın ABD'ye bağımlı olması için tasarlanmadığının altını çizdi.
HEGSETH VE EĞİP BÜKTÜĞÜ NATO-AVRUPA GERÇEKLİĞİ Hegseth'in şahsında ifadesini bulan ABD yaklaşımını iki yönden eleştirmek mümkün. Birincisi NATO'nun sert güç ve gerçek caydırıcılığı hedeflemesi zaten Birinci Soğuk Savaş'ın........
