HEDEFLERİ TÜRKİYEDİR!
Ali Saydam Yeni Şafak Gazetesi'nde, Batılı 'dostlarımızın' Türkiye üzerinde yürüttükleri alçakça bir operasyondan söz etmiş. Türkiye 'ye yayın yapmak için bir televizyon kanalı kurmuşlar, adı “+90 TV”! Bu kanalın kurucuları Deutsche Welle (Almanya), BBC (İngiltere), France 24 (Fransa). Yâni, Batı'nın dört büyük medya devi el ele vermişler Türk Milleti'ne hizmet sunacaklar! Bizi ne kadar da çok seviyorlar! Programlarındaki ana tema da şu: 'Türkiye'de yaşanmaz, burada gelecek yok!'Peki, gençlere tavsiyeleri ne? 'Almanya'da doktor olun, Amerika'da bakıcı olun!'Gençlerimizi modern insan kaynakları operasyonuyla vatanlarına yabancılaştırıp, Batı için hazır ve ucuz iş gücü hâline getirmek istiyorlar!BBC'nin Türkiye'ye yaptığı bir yayında da, daha önce de şu propaganda işlenmişti: “Bu ülkede hamile kalınmaz!”Fakat bu program sâdece, Türkiye'den izlenen yayınlarında verilmiş? Avrupa ülkelerine yapılan yayınlarında yok! Peki, amaçları ne? Evli kadınlarımızın daha az hamile kalarak, azalmakta olan nüfus artış oranlarımızın daha da düşmesi ve Batı için bir tehdit olmaktan çıkmamız!Alçak plânı görüyor musunuz?AİLE KURUMU HEDEF!Aydınlarımızın hayran oldukları Batı'da, aile kurumunu hedef alan bir politika uygulanmaktadır. Erkek erkeğe ve kadın kadına evlenmek serbest! Bunu da, bir insan hakları ve özgürlük meselesi olarak gösteriyorlar. Batı'dan fonlanan birçok STK ve medyanın satılık kalemleri de bu sapkınlığı bir özgürlük meselesi olarak gösteriyor. Erkeksi kadınlar, kadınsı erkekler de teşvik ediliyor. Soros bu anlayışları teşvik eden kuruluşları fonluyor!Cumhurbaşkanımızın, Anayasamızın 41. Maddesine, “AİLE, KADIN VE ERKEKTEN OLUŞUR” cümlesinin eklenmesi teklifi bu sapkınlıkla mücadele içindi. Ancak ne var ki, muhalefet desteklemedi!Aile kurumu için önemli bir tehdit olan “LGBT” ne yazık ki bâzı kesimler tarafından, 'ülkemizin aydınlık geleceği' olarak görülebiliyor! İnsan fıtratına aykırı bir ahlâkî düşkünlük millete benimsetilmek isteniyor!DEVLET DE HEDEFLERİ!Solun çok büyük bir kesimini, 'Solcu olmak için devlete karşı durmak gerek' düşüncesine inandırdılar. 1960'ların ünlü solcusu Çetin Altan, 1997 yılında Radikal Gazetesi'nde yayımlanan, 'Nasıl Bir Sol' konulu dizi mülâkatta, gençleri şöyle aydınlatıyordu: “…Yâni millet, bayrak, devleti değil, insanlığın ortak duruşunu hedefler sol anlayış. Ne demektir sol anlayış? Değişim demektir. E, peki doğada böyle bayrak, devlet sınır falan var mı?” Global Güçler de aynı şeyleri söylüyorlar: “Sınırlar kalkacak, devletler yok olacak. Tüm insanlık mutlu olacak!” 1970'li yıllarda Şenay'ın söylediği bir şarkı vardı: “Hayat bayram olsa, insanlar el ele tutuşsa!” Bunlar güzel ütopyalar, ancak hayatın gerçekleri oldukça acımasız. Daha güzel, daha insanca bir hayat için mücadele ederken, dünyayı ve bu dünyanın gerçeklerini iyi kavramak gerekiyor. İşte, işbirlikçilerin kafaları karıştırmak görevleri de burada başlıyor! Gençler, bu solcu eskilerinin söylediklerine bakarak, “Solcu olmak için, önce devlete karşı olacaksın” anlayışını doğal olarak benimsiyorlar! Hâlbuki karşı karşıya olduğumuz, Emperyalizm-Siyonizm ortaklığının asimetrik saldırılarına karşı bizi koruyacak yegâne güç Millî Devletimizdir!Ege Cansen gibi liberal bir yazarımız, bu aydın gafletine isyanını Sözcü Gazetesi'ndeki, “Barış isteyen sahtekârdır” başlıklı yazısında, bakınız, nasıl dile getirmiş: “Aydınlar, kendi toplumlarını övmez; aksine suçlar. Türk aydınlarının, Türklere karşı Kürtleri, Ermenileri ve Rumları desteklemesi onların fıtratları gereğidir. Onlar, ait oldukları toplumun, beğenmedikleri yöntemlerle elde ettiği kazanımlardan dibine kadar yararlanırlar. Ama, ruhen (ecnebi) oldukları için, toplumlarının sorumluluklarını paylaşmazlar. Ortalıkta sesi çıkan Kürt aydını olmadığından, o kesimde aydın meselesi yaşanmıyor!”Hâkimiyeti Milliye Gazetesi'nde 20 Temmuz 1920 tarihinde yayımlanan “EN BÜYÜK DÜŞMAN” başlıklı bir makalede, Atatürk'ün yaptığı şu değerlendirmelere bakar mısınız: “En büyük düşman, düşmanların düşmanı; ne filân ne de falan milletler, bilâkis bu, âdeta her tarafı kaplamış bir saltanat hâlinde bütün dünyaya hâkim olan 'Kapitalizm' âfeti ve onun çocuğu 'Emperyalizm'dir. Artık bütün dünyanın anlamış olduğu bu hakikat bizde de idrak ediliyor” (Attilâ İlhan, “Gâzi Paşa”, s. 11). Bugün kardeş İran halkı, “Kapitalizm-Emperyalizm âfeti” ile işbirliği içinde olan Siyonizm'in vahşetiyle karşı karşıyadır! Vicdanlı insanlar İran'ın yanındadır. Türkiye, Atatürk'ten sonra, insanlık düşmanı bu Batı ile yaptığı işbirliğinin çok ağır bedellerini ödedi. Artık Kendi Dünyamıza dönmemizin zamanıdır.
