menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir memleketin içinden nasıl geçilir?

35 0
27.03.2026

Mehmet Bey’in başarılı para politikası önce vatandaşı, sonra esnafı, şimdi de sanayiciyi vuruyor.

Türkiye’nin en büyük sanayicileri bile yurtdışında rekabet edememekten, yurt içinde ise mallarını satamamaktan şikayetçi.

TÜSİAD tarafından açıklanan Maliyet Bazlı Rekabet Gücü Endeksindeki gerileme, bu durumu net bir şekilde ortaya koyuyor.

Rapora bakıldığında Türkiye ekonomisi artık tek bir sorunla değil; iç içe geçmiş, çok katmanlı pek çok sorunla karşı karşıya.

Yurt dışı rekabet denince elbette akla ilk olarak kur seviyesi geliyor; ancak bugün rekabet gücünü aşındıran yapı sadece “kur seviyesi” değil aynı zamanda kur etkili “maliyet artışı” da.

Yani bu iki unsur birbirini besleyen bir döngüye girmiş durumda.

Buna ek olarak bir de ithal bağımlılığı üzerinden oluşan "fiyatlama tekelleri" meselesi var.

Üretici artık hem yüksek maliyetle üretim yapıyor hem de bu maliyetleri dengeleyecek bir kur avantajına sahip değil.

Hammadde, finansman, vergi, enerji ve ara malı maliyetleri rakip ülkelere göre çok daha hızlı artarken; kurun görece baskılı seyri, ihracatçının elini her geçen gün biraz daha zayıflatıyor.

Neredeyse sanayici batsın diye yapılabilecek her şey yapılıyor.

Mehmet Bey yıllar önce, “Küreselcilerle ulusalcılar arasında bir tercih yapacaksam elbette küreselcileri seçerim” diye boşuna dememiş.

İşte bu seçim; Türkiye’de milli kaynaklarla sanayi üretimini bitiren seçimdir.

Bugün öyle bir noktaya geldik ki ne yazık ki üretimin önemli bir bölümü ithal ara mal ve hammaddeye dayanıyor.

Yani üretici sadece içerideki maliyetlerle değil, dışarıdaki tedarik zincirinin fiyatlama davranışıyla da mücadele etmek zorunda kalıyor.

Asıl soru ise şu: “Kur düşük olmasına rağmen ithalata bağlı üretim........

© Yeniçağ