Altın yeterli yükselmedi diyenlere duyurulur... Muhteşem enflasyon oyunu…
TÜİK Şubat ayı enflasyon rakamlarını açıkladı.
Her ne kadar gerçeklerle hiçbir ilgisi olmasa da enflasyonun tekrar yükseliş trendine girdiğini TÜİK verilerinden de anlıyoruz.
Üstelik bu verilerde daha İran savaşı etkisi yok !!!
Bir başka konuysa halkı göbekten ilgilendiren gıda fiyatları neredeyse yüzde 7 yükselmiş iken, TÜİK manşet enflasyonunun sadece yüzde 2.96 yükselmiş olması.
Evet yanlış duymadınız; çok değerli muhteşem istatistik kurumumuz TÜİK verilerine göre aylık enflasyon yüzde 2.96 !!!
ENAG şubat ayı enflasyonu bu rakamın neredeyse iki katı ve aylık yüzde 4.01… Halkın cebinde hissedilen enflasyon ise iddia ediyorum TÜİK enflasyonunun en az dört katı ve aylık yüzde 8 yıllık yüzde 90 civarında.
Nitekim sepetten hepimiz için çok gerekli olan pinpon topu, tornavida başı ve fincan kulpunu çıkarıp yerine hiç gereği olmayan; ekmek, kira ve faturaları koyduğumuzda bu orana rahat rahat ulaşıyoruz.
Kara mizah bir yana market torbasının içi her geçen gün boşalıyor. Çok daha fazla harcayarak çok daha az alıyoruz
Eski Türkiye’de rutinimiz olan süt, ekmek, et, sebze, meyve bile artık lüks oldu.
Eğitim ve konut mu? Onlara zaten yaklaşmak mümkün değil. TÜİK’e göre bile eğitim yıllık yüzde 55.78, konut yıllık yüzde 42.33 artmış.
Kira, ulaşım, gıda, okul masrafları, kurs ücretleri, kitap, kırtasiye herhangi birini seç beğen al. Çünkü hepsini birden karşılamak artık mümkün değil.
O yüzden yılın başından beri her üç saniyede bir kişi, her otuz günde 1,5 milyon kişi icralık oluyor.
Ufff amma da felaket senaryosu yazdın diyenlere cevabım; “Bunlar daha iyi günlerimiz !”
İran savaşının etkilerini daha görmedik.
Hızla artmaya başlayan ve yarın öbür daha da kontrolden çıkması beklenen petrol fiyatlarının canımızı okuyacağını unutmayın.
Dün İran fiilen Hürmüz Boğazı’nı kapattı.
Petrol fiyatları şimdiden 60 dolardan 80 dolara fırladı.
Bu artış sadece akaryakıt fiyatlarının yükseltmeyecek; tarih bize gösteriyor ki petroldeki bu artış gıda ve üretim maliyetlerini de tetikleyecek.
Sadece piyasanın ve vatandaşın ümüğünü sıkarak sözde talebi kısarak enflasyon düşürme oyunu oynayanlar, nasıl bir yanılgı içinde olduklarını bu dönemde daha iyi görecekler.
Üretmeyen Türkiye’nin maliyet baskısı ne yazık ki kısıtlanamayacak. Bu da doğal olarak enflasyonu körükleyecek.
Örnek mi istiyorsunuz;
Bugünlere göre çok daha üretken ve dışa bağımlılığı az olan 1973 Türkiye’sinde bile savaşlar enflasyonu patlatmış
1973 Petrol Krizinde, petrol fiyatları dört kat yükselirken Türkiye’de sadece benzin fiyatları artmamış. Aynı zamanda enerji bağımlılığı nedeniyle gübre maliyetleri, tarımsal üretim girdileri ve sonuçta gıda fiyatları da hızla tırmanmış.
Keza 1990 Körfez Savaşında artan enerji fiyatları herşeyi yukarı itmiş. Irak’la ticaret kesildiği için sınır ekonomisi zayıflamış.Türkiye savaşın tarafı değil iken bize bedeli çok ağır olmuş.
Çok yakın tarihte yaşanan Rusya-Ukrayna Savaşında da durum farklı değil.
Bu savaşın bizimle hiçbir ilgisi olmamasına rağmen enerji ve gıda fiyatlarının uçması nedeniyle, buğday fiyatı sıçramış… Türkiye’de un ve yağ fiyatları hızla yükselirken, savaş sadece akaryakıtı değil, sofradaki ekmeği de vurmuş.
Risk burada da bitmiyor. Savaşın bir de turizm faturası var.
Türkiye son yıllarda turizm gelirleri ile cari açığı dengelemeye çalışıyordu.
Fakat turizm, güven algısına dayalıdır. Yanı başınızda büyük bir savaş yaşanırken kimse tatil için canını riske atmaz. Avrupalı turisti bırakın savaşın ortasındaki Arap turist bile daha güvenli limanlara kaçmaya çalışır. Petrol fiyatı yükseldiğinde artan uçak biletleri ile zaten pahalı olan ülkemizin rekabet gücünü saymıyorum bile.
Kısaca turizm gelirindeki zayıflama, cari açığın daha da artması anlamına geliyor.
Hem jeopolitik kaos hem de cari açık sorunu kurun daha kırılgan olmasını ve beraberinde yeni bir enflasyon dalgasını getirecek.
Unutmayın böyle dönemlerde Risk Primleri CDS de yükselir ve bu durum bankaların daha temkinli kredi vermesine neden olur.
Kısaca reel sektör finansmana ulaşmakta daha da zorlanacak. Bu üretimi, büyümeyi ve işsizliği vuracak.
Orta Doğu’daki lojistik hatlarda oluşacak aksama nedeniyle; petrokimya, otomotiv yan sanayi ve plastik gibi enerjiye duyarlı sektörlerin yarattığı enflasyonu konuşmuyorum bile.
Anlayacağınız yaldız kazınıyor ve gerçek ortaya bir kez daha çıkıyor.
İlizyon ekonomisinin foyası dökülüyor.
Ve ne yazık ki bu foyanın faturası bir kez daha vatandaşa kesilecek.
Finansal Piyasalar: Bu Savaşın Kazanan ve Kaybedenleri
Şimdi dönelim finansal piyasalara…
Dünya ekonomisi her zamankinden daha kırılgan bir dengede ilerliyor.
ABD ile İran arasındaki gerilim; sadece bölgesel bir sürtüşme değil; enerji yolları, para piyasaları ve küresel ticaret zincirleri için dev bir stres testi.
Doğal olarak bu tür krizler, yatırımcıyı hızla o meşhur “güvenli liman” arayışına itiyor.
Altın, uzun süren kaos dönemlerinde yatırımcının her zaman ilk sığınağı olmuştur. 1973 Petrol Krizinde de OPEC’in petrol fiyatlarını ani artırımı ile altın fiyatları kısa sürede %30 yükselmişti.
Aynı dönemde ABD tahvillerine talep patlamış; yatırımcılar paralarını bu güvenli limana kaydırmıştı.
Ancak bu kez rüzgar farklı esebilir:
Para bu defa altın dışında Dolar yerine Euro, Yen ve Yuan’ a kayabilir.
Bu senaryoda dolar, başlangıçta değer kazansa bile sonrasında ciddi kayıplar yaşayabilir. Böyle bir durumda parite hızla 1.25 seviyesine tırmanabilir.
Borsa cephesinde ise "kazananlar ve kaybedenler" olacak…
Muhtemelen ABD ve İngiliz enerji devlerinin hisseleri yükselecek.
Havacılık ve turizm sektöründe ise satış baskısı artacak. Çünkü böyle dönemlerde rezervasyonlar düşüyor, sigorta maliyetleri katlanıyor…
Tüketici sektörü de pek güvenli değil. Gıda ve temel ihtiyaç ürünlerindeki maliyet artışı, perakende ve hizmet şirketlerinin kâr marjlarını düşürdüğü için yine kaybeden tarafta olacak.
Bu tür krizler, yatırımcılar için aslında oldukça net bir tablo ortaya koyuyor. Altın, sarsılmaz güvenli liman özelliğiyle bu sürecin tartışmasız başrol oyuncusu olmaya devam edecek ve adım adım 10 bin dolara doğru gidecek.
Para piyasalarında ise sert dalgalara hazır olun.
Dolar normal koşullarda yükselme eğilimi gösterse de bu kez rüzgarın Euro ve Yuan lehine esmesi kimseyi şaşırtmasın.
Altın neden yeterince yükselmedi diyenlere duyurulur !!!
