Yeni Türkiye’nin Yeni Borsası
İstanbul’un kalbinde atan o eski borsa artık yok. Bugün karşımızda duran yapı, geçmişin emeğiyle yükselen borsanın devamı değil; başka bir hikâyenin ürünü. Bir zamanlar Muharrem Karslı gibi isimlerin adım adım inşa ettiği, Tuncay Artun gibi yöneticilerin büyük emek verdiği o piyasa disiplini, yerini bambaşka bir düzene bırakmış durumda.
Eskiden borsada “ağırlık” vardı. Endekse girmek öyle kolay değildi. Şirketler yalnızca finansal güçleriyle değil, itibarıyla da sınanırdı. Halka arz, bir finansman aracı olmanın ötesinde bir prestij göstergesiydi. Bankalar bile bir şirketi değerlendirirken borsadaki konumuna bakardı. Bu yalnızca Türkiye’ye özgü bir durum da değildi; küresel piyasalarda da benzer bir ciddiyet hâkimdi.
Bugün ise tablo farklı. Son dönemde halka arz edilen bazı şirketlerin faaliyet raporlarına bakıldığında, “Bu şirket gerçekten nasıl borsaya açılıyor?” sorusu ister istemez akla geliyor. Daha da dikkat çekici olan şu: 10 liradan halka arz edilen bir hisse, kısa sürede 30-40 liralara çıkabiliyor. Bu yükselişin arkasında çoğu zaman gerçek değerleme değil, belirli fonların yoğun alımları ve yönlendirilmiş talep bulunuyor.
Burada basit bir soru var: Eğer bir şirketin değeri gerçekten 30-40 liraysa, neden 10 liradan halka arz ediliyor? Bu sorunun net ve şeffaf bir cevabı çoğu zaman yok. Çünkü süreçlerin önemli bir kısmı kamuya açık........
