menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kıtlık Kapıyı Çalmaz İçeri Girer

90 0
21.03.2026

Avrupa’ya bakıp “bize bir şey olmaz” diyenler büyük bir yanılgının içinde.

Yunanistan’da insanlar marketlerden gıda topluyor. Almanya’da kilerler dolu. Alman dediğin öyle panikle hareket etmez. Eğer Alman kilerini dolduruyorsa, orada duracaksın. Çünkü o refleks, korkudan değil; tarihten gelir.

Kıtlığı yaşamış milletler, kokusunu uzaktan alır.

Dünya tarihinde kıtlık bir istisna değil, kuraldır.

İrlanda’da 1 milyon insan açlıktan öldü. Hindistan’da milyonlarca insan hayatını kaybetti. Rusya’da, Çin’de yaşananlar zaten insanlık tarihinin en karanlık sayfaları.

Türkiye de bu hikâyenin dışında değil.

1873-1875 arasında Anadolu’da yaşanan kıtlıkta bazı bölgelerde nüfusun yaklaşık yüzde 10’u yok oldu. Bu bir rivayet değil, Osmanlı arşivlerinde kayıtlı gerçek.

Dünya Savaşı’nda açlık vardı.

1940’larda ekmek karneyle dağıtıldı.

Ama bugün bu hafıza yok.

Onun yerine içi boş siyasi tartışmalar var. Kimse dönüp de “neden kıtlık oldu?” diye sormuyor. Çünkü cevabı basit değil. Savaş ekonomisi, üretim daralması, lojistik kırılma… Bunları anlatmak zor.

Kolay olanı seçiyorlar: slogan.

Dünyada yeni bir kırılma yaşanıyor. Savaşlar artık sadece sınırda değil; tarlada, fabrikada, enerjide.

Gübre fiyatları arttı.

Ama asıl mesele fiyat değil.

Eğer gübre yoksa, para da olsa üretim yapamazsın.

Bunu görmek için akademik rapora gerek yok.

Çanakkale’de bir tarlaya bakmak yeterli.

Çiftçi gübre atmamış. Çünkü maliyetini kurtarmıyor.

Bu bir tercih değil, mecburiyet.

Ve bu görüntü tek başına şunu anlatıyor:

Tarım, alarm veriyor.

Gübre olmaz → üretim düşer

Üretim düşer → arz azalır

Arz azalır → fiyat patlar

Bugün yaşadığımız gıda enflasyonu, bu zincirin ilk halkası.

Henüz raflar boş değil.

Ama fiyatlar konuşuyor.

Enerji tarafı daha da kritik.

Doğalgaz hatları hedef oluyor.

Enerji altyapısı kırılıyor.

Akaryakıt maliyetleri üretimi boğuyor.

Tarım dediğin sadece toprak değil.

Mazot, gübre, elektrik… Hepsi bir bütün.

Biri eksik olursa, sistem çöker.

Türkiye şu anda yüksek gıda enflasyonu yaşayan bir ülke.

Ama hâlâ “kontrol altında” söylemi duyuyoruz.

Gerçekle söylem arasındaki fark büyüdükçe risk artar.

Çünkü kıtlık bir anda gelmez.

Sonra üretici vazgeçer.

Ve insanlar o zaman anlar.

Avrupa’daki görüntülere bakıp “onlar panik yapıyor” demek kolay.

Şükretmekle ekonomi yönetilmez.

Temenniyle tarım yapılmaz.

Kıtlık konuşulması bile istenmeyen bir kelime olabilir.

Hazırlık yapılmazsa, konuşmakla kalmayız… yaşarız.


© Yeniçağ